Pazar , Ağustos 31 2014
Son Haberler
Anasayfa / Egitim / 6 Yıl Tam Pansiyon Kitap özeti
6 Yıl Tam Pansiyon Kitap özeti

6 Yıl Tam Pansiyon Kitap özeti

Sponsorlu Bağlantılar

6 Yıl Tam Pansiyon Kitap özeti

alti-yil-tam-pansiyon-kapak

Kitap Özeti

O, altı yıldır yatılı okuyan bir öğrenciydi. Artık sonuna gelmiş, lise diplomasını almasına beş gün kalmıştı. Tüm son sınıf yatılıları, yaşamları boyunca unutamayacakları bir veda gecesi düzenliyorlardı. Acı-tatlı nice anıyla örülü lise yılları, o gece son kez paylaşılacaktı. Ama yatakhane çatısı altında gelişmiş, kardeşten öte dostluklar için ve O´nun yüreğinde gizlenen aşk için son var mıydı?
Bir genç yazardan, okul yıllarının duygu dünyasını aktaran yepyeni bir Genç Roman!

ALTI YIL TAM PANSİYON’UN EĞİTSEL DEĞERİ ÜZERİNE

Tolga Gümüşay’ın Altı Yıl Tam pansiyon adlı eseri için tipik bir gençlik edebiyatı ürünü denebilir. Dil, üslup, muhteva, iletiler, bakış açısı, olay örgüsü gibi başat unsurların okuru götürdüğü böyle bir niteleme tümcesi eserin hiç kuşkusuz herkesten evvel eğitimciler tarafından tahlile değer bulunmasını elzem kılar. Tabi olarak bu yazıda da işbu yapıtın umumiyetle eğitsel cephesi ele alınacaktır.

İptida eserin muhtasaran hülasa edilmesi lazım gelir. Yatılı bir lisede öğrenim gören anlatıcının anlattığı, okulun son beş gününde uzun süredir hoşlandığı sınıf arkadaşı Bilge’yle konuşabilmek ve ondan olumlu bir yanıt alabilmek çabaları eşliğinde yıllarca aynı çatı altında yaşayarak birer duygusal kardeş haline gelen Tuğrul, Murat, Mesut, Ozan gibi arkadaşların son günlerdeki yaşadıkları ve kardeşlerinden ayrılacak olmalarının hüzünlü atmosferi içinde veda gecesine hazırlanmalarıdır. Mezuniyete yalnızca birkaç gün kala çıkan arkadaşlar ve öğretmenler arasındaki bazı ufak tatsızlıkların müspet hale evrilmesiyle ve yazarın hoşlandığı kızdan istediği yanıtı almasıyla neticelenen bu beş güne bir öğrencinin her zaman karşılaşabileceği türlü hadiseler sığdırılmıştır.

Yalnızca beş günün iki yüz kırk sayfada anlatılmasından da tahmin edileceği üzere romanda çok sık geri dönüşler yaşanır. Olay örgüsüne yeni katılan kahramanların tanıtımından, bazı hadiselerin hazırlayıcılarını göstermeye kadar türlü sebeplerle yer verilen bu geri dönüşler olay örgüsüne asıl zenginliği katmıştır denebilir.

Bir gençlik edebiyatı mahsulünün olmazsa olmazlarından olan hayatilik bu romanın en belirgin yönüdür. Gümüşay’ın bu roman hakkında “Bir edebiyatçı iddiasıyla değil, on sekizinde bir yatılının diliyle kaleme alındı.” diyerek belirttiği bu hususiyetini romanda yer alan hemen hemen tüm şahıslarda ve her nevi hadisede görebilmek mümkündür. “Okula başladığım ilk gün duyduğum korku, ilk gece yorganı kafama geçirerek sabaha kadar ağlayışım, kutu kolayla ilk tanışma, ilk hamburgeri ısırma, işittiğim ilk azar, yediğim ilk tokat, aldığım ilk zayıf, karneye gelen ilk zayıfın utancı, parlak kağıtlı İngilizce kitaplarının kokusu, yeni kaplanan defterlere yapıştırılan çerçeveli etiketler, yeni kesilmiş tırnaklarla iliklenmeyen yaka düğmesi, etütte ders çalışmayınca yüklendiğim vicdan azabı, ilk küsmelerim, barışmalarım…” (s.236) Kişileri de öyledir. Mesela herkesin hayatında bir Kız Kemal olmuştur. Burada anlatılanlar hemen her öğrencinin eğitim hayatı boyunca muhakkak yaşadığı hadiseler ve karşılaştığı kişilerdir. Romanı okuyan genç tüm bunlarda kuşkusuz kendisini görecektir. Öyleyse romanın hitap edilen okur kitlesinin deneyimleriyle örtüşmekte gayet başarılı olduğunu söylemek mümkündür.

Gençlik edebiyatının gençlere insana özgü hassasiyetleri ve duyguları edindirmek görevinin de bu eserde bir ölçüde yerine getirildiğini görmek mümkündür. Sözgelimi; anlatıcı veda gecesini düzenleyen Mesut adlı arkadaşıyla istenmeyen bir tartışma yaşar ve onun düzenlediği geceye katılmayacağını söyler. En yakın arkadaşları da ondan taraf olduğundan veda gecesi ikiye bölünür. Yazar kendisinin yüzünden arkadaşlarının son gecelerinde birlikte eğlenmelerinin engellendiğini düşünerek bir iç çekişmeye gark olur. Birlik ruhunu parçaladığını düşünmek ona elem verir. “Yatılılık ruhunu son kez haykırmaktı hedef. Ve bu ruh son dakikada hançerleniyor. Celladı da ben. Yalnızca ben tahrik edilmiştim. Kişisel meselemle bu kadar insana yazık etmeye hakkım var mıydı? İçim rahat mı ayrılacaktım şu canım okuldan, yarınki bölücü eylemden sonra.” (s.171) Yine yer yer  gençlerin kafalarındaki bazı soru işaretleri kurcalanır. Mesela derinlik ve yaygınlık dengesi sorgulanır yazarın ağzından. “Ben ne kadar çok insanla konuşabildiğimle değil, ne kadar çok paylaşabildiğimle ilgiliyim hep.” (s.40) Bir gencin düşünmesi gereken meselelere de değinilmiş olması kuşkusuz eserin insana özgü hassasiyet ve duyguları edindirmek özelliğinin bulunduğuna bir delildir.

Okura daha samimi gelmesi, paylaşım havası yaratması gibi yararlarından ötürü birinci kişi bakış açısıyla ele alınması, hadiselerin on üç- ,on dokuz yaşa aralığına hitap etmesi, belirli sayıda karakteri olması, ölçülü tasvirleri gibi nitelikleri de eserin gençlik edebiyatının bir numunesi olduğunu gösterir. Elbet bunlara kullanılan dilin hitap edilen kitlenin diline yakın olması da eklenebilir. Abi, oğlum gibi hitap ifadeleri, az da olsa argoya kaçan sözcükler buna örnek göstertebilir. Yine kelime seçiminde yaşayan sözcüklerin dışına çıkıldığına pek rastlanmaz.Bir liseli gencin gözünden ve onun kalemiyle anlatılanlarda eğitimcilere düşecek hisseler de görmek mümkündür. Mesela romanda biyoloji öğretmeninin aşırı disiplinli, sert tutumu öğrenciler tarafından “otorite güçlendirme çabası, aşağılık kompleksi” gibi sebeplere bağlanır. Öğrenciyi yola getirmekten haz duyan, onlara talepte bulanma hakkı vermeyen söz konusu öğretmenin öğrenci gözündeki bu hali adeta uygulamalı bir formasyon dersi niteliğindedir.

Romandaki en ciddi eksiklik idealize edilmiş bir kahraman sunmamış olmasıdır. Kahramanlar tamamen realist gözlemle çizilmiştir, en ince ayrıntısına kadar hayatla uyumludur. Muhakkak ki bu gerçeklik eserin tesirini arttırır; ancak bir eğitimci yahut gençlere şekil vermekle görevli bir gençlik edebiyatçısı bir ölçüde de gençliğe model alacakları, kendileriyle özdeşleştirecekleri bir ideal kahraman sunmak zorundadır. Realiteden memnun olmayan edip acilen idealize karakterleri rol modeli olarak sunmak zorundadır. İşte bu nokta gözden kaçırıldığı gibi, yer yer olumsuz tavır, duyuş ve düşünüşler de normal olarak gösterilmiştir.

Bir kere olay örgüsünün en genel hatlarını, ana çatışmayı ve çözümü anlatıcının Bilge adlı arkadaşından hoşlanması, onunla birlikte olma çabaları ve sonunda amacına ulaşması oluşturur. Bunlar ne yazık ki mevcut gençlerin bir gerçeğidir; lakin edebiyat ürünü bu olumsuz gerçeği değiştirmek üzere gencin karşısına alternatif bir ideal kahramanla çıkmalıdır. Burada tümüyle gerçeklikten soyutlanmak da önerilmemektedir. Elbette sözü edilen hadise kurgulanabilir; ancak bunun bir ders verici olarak kullanılması gerekirdi. Burada var olana binaen var olması gerekeni kurgulamak gereklidir. Çünkü eğitimci her zaman mevcut durumu daha ileri götürme gayretindedir, bu gayrete destek vermekle görevli olan edebiyatçı da buna yönelik bir kurgu sunmalıdır. Mesela anlatıcı Bilge’yi düşünmekten derslerine yoğunlaşamayabilirdi, yahut onun yüzünden çok değerli bir arkadaşını yitirebilirdi. Ve böylelikle okura “hayatta her şey karşı cins değildir.” iletisi verilebilirdi. Ama eserde önemli bir fırsat değerlendirilmeyerek bu ileti verilmediği gibi, yer yer aşırı bir realist tutumla çocuklarını pembe dizilerin ahlaksızlığından kurtarmak üzere onları kitaplara yönelten ailelerin de güvendiği dağlara kar yağdırdığına tanık olunur. “O sarkmış dudaklarından öpmek istedim.” (s.130) “Onu istediğim kadar öpebilecek olsam, demin arzuladığım kadar tutkulu olmazdı hiçbiri.” (s.131) Görülen o ki gençleri televizyondaki ahlaki iflastan korumak üzere ellerine verilen kitaplar da sanıldığı kadar güvenilir olamayabilmektedir.

Eğitimciler ve duyarlı yurttaşlar alkol ve her nevi bilinç kapatıcı zehirle mücadelesini sürdürürken bir edebiyat ürününün en riskli yıllarında bir grup gencin okul eğlencesinde alkol kullanmalarını normal göstermek ve alkolün neticesini alışkın olmayışın verdiği –alkolün de değil!- hafif bir baş ağrısı olarak belirleyerek yurdun gençlerine “dikkatli için” çağrısı yapmak bir gençlik edebiyatında katiyen görülmemesi gerekenlerin başındadır.

Yine kapitalist düzeneğin doğurduğu bir hastalık olan “marka tutkunluğu”na bu romanda gerekli duyarlılıkla yaklaşıldığı söylenemez. Yazarın yakın arkadaşlarından Tuğrul’un sırf marka ayakkabı satın alabilmek için kendisine bakan teyzesine yalan söylemesi, markaya verdiği haddi aşan değer, istediği markaya erişememiş olmayı bir eksiklik olarak gösterme, daha düşük bir marka satın alarak bunun da yer yer önemini vurgulama gibi hadiseler sözü edilen ruh hastalığından korunmaya çalışılan gençlik için menfi birer uyarandır.

Burada ideal kavramına yüklenen elem verici manayı da göstermek gerekir. “Tuna’nın ideali, uluslar arası ilişkiler okuyup diplomat olmaktı.” (s.144) Türk efkar-ı umumisinin en mühim yaralarından olan ideal sahibi olamamak ile mücadele edilmesi gereken şu günlerde bir menfaat olan sınav kazanmayı ideal olarak nitelemek büyük bir talihsizliktir. Le Bonn “İnsanlar idealleri için, hayvanlar menfaatleri için yaşar.” der. Burada bir gence ideal olarak bir menfaat gösterilmiş olması kuşkusuz idealsiz kalması için yerinde bir hazırlayıcı olacaktır. Oysaki ideal, sınav kazanmak, iş sahibi olmak gibi maddi bir amaç değil yüce bir manevi amacı anlatan bir ifadedir.

Görülen o ki eser bir gençlik edebiyatı ürünü olmakla birlikte, öğrenciye doğrudan sunulacak hususiyetleri haiz değildir. Gençleri bazı şahsi duygularla tanıştırma, yer yer görgü ve bilgi zenginliği katma gibi özelliklerinin yanı sıra onların içtimai algılarını zedeleyebilecek uyaranları da içermektedir. Ol sebebe binaen belirli bir elemeden geçirilmesi şarttır.  Bir eğitimcinin hedef kitlesine sunduğu bu eserin demokratik yöntemlerle münakaşasını etmesi, menfi iletileri öğrencilerin kendilerine buldurması, bunların ideal olanlarını istemesi gibi etkinlikler bu yazıda yakınılan birçok olumsuzluğun genç zihinlere intikaline bir engel olabilir.

Yunus Emre UYAR, Samsun

Sponsorlu Bağlantılar

Hakkında Helen

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top