Cuma , Eylül 19 2014
Son Haberler
Anasayfa / Türkçe Edebiyat / Şiirler / Ayrılık Şiirleri – En Güzel Ayrılık Şiirleri

Ayrılık Şiirleri – En Güzel Ayrılık Şiirleri

Sponsorlu Bağlantılar

Ayrılık Şiirleri – En Güzel Ayrılık Şiirleri
Gidiyor musun diye sorma bana
Gönderen sensin
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi
Senin kadar öfkeliyim ben de
Senin kadar endişeli

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda

Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
Teslim alır bedenleri de
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi
Nasıl da güzeldi
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın Ah bu sorular

Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin

Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya
Bense hiç bir şey diyemedim

Ne kadar zarar vermişim sana meğer
Nasıl değiştirmişim seni
Oysa hiç böyle düşünmemiştim
Kimseye zarar vermek istemem ben
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem
Ama öyle oldu işte
Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık
Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan

Biliyor musun bir tanem!
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan
Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
yalancı yüzlerde ararım
Seni de götürürüm yüreğimde
Her zaman yokluğunu taşırım

Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim
Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını
Ne yazık ki, kalamadın bana
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde
Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın
Mehmet Coşkundeniz

Şimdi Gitmek Zamanı
Kal diyen yanım, katilim olursun
Şimdi gitmek zamanı buralardan,
Bir bardak suda yarenlik dileyip,
Ve serinleyip

Varsın açmasın bahçemde çicek
Bir fesleğene anlatırım rüyamı,
Şimdi gitmek zamanı

Farzet ki; gönlüm burda doğmadın
Bu güneş, bu gökyüzü yabancı,
Bir kara sevda ile vedalaşırcasına
Gitmek zamanı

Vakıa bu bahçenin gülüydüm ben,
Çiçeklerden önce açardım her sabah,
Bir bakıştı önce
Sonra tebessüm
Bunca yıl avunduğum

Şimdi gitmek zamanı buralardan
Yavaştan toplarım hüznümü, heyecanımı,
Bana ait ne varsa, benden başka
Ve incitmeden

Ve incinmeden olsun isterdim
Şimdi gitmek zamanı

Murat BAŞARAN

Aşk Sevipte Kaybetmek mi

Hiç titremesin ne elin
Ne de bana verdiğin yüreğin sil gitsin
Bana inanmadın güvenmedin ya;
Hiçbirşeyin önemi kalmadı benim için
Buruşturup bir yana atsan
Belki bu kadar acımazdı kalbim
Hiç titremesin elin sil gitsin
Ben sensiz kalmam nasıl olsa
Dünyanın öbür ucunda da olsan
Gözümü yumsam yanıbaşımda olacaksın

Elimi kalbime koyacak olsam
Usul usul dokunurum sana kaçamazsın
Çok yoruldum artık inan
Ne anlatmaya halim kaldı
Ne de anlaman için zaman
Vazgeçmeyeceksin inandıklarından
İşte o yüzden sevgilim
Hiç titremesin elin yüreğin
Sil gitsin

Aşk Sevipte Kaybetmek mi ?
Aşk, yaşamayı bilene aşktır
Aşk, sevmeyi bilene aşktır
Aşk, özlemleri ile aşktır
Aşk, hasrettir !
Aşk nedir biliyormusun ?
Aşk anlatılamayacak kadar anlamlı
Anlatılamayacak kadar güzel
Bir o kadar da yürekliliktir !
Ben yürekliydim ama şimdi ağlıyorum

Gelecek Bahara
Sen yağmursun,
Ben, sana aç, sana muhtaç
çatlamış bir toprak
Yine hava karardı
Gökyüzü öyle bir gürledi ki
Üstümde kuruyan çakır dikenleri titredi
O ses, aslında senin gelişini haykırıyordu
İlkin büyük bir damlan düştü
çatlağımdan yüreğime dek,
Ardından öyle bir coştun ki
Önce ortalık toz duman,
Ardından yüreğim kan revan
Üzüldüğümü sanma sakın
Sana kavuşmanın gözyaşları bunlar
Sen coştun ya bir kere
Üstüme üstüme yağıyorsun
Bana tekrar hayat veriyorsun
Artık çiçekler bir başka açacak bende
Börtü böcek bir başka haşır neşir
Bak, şu düşen son damlan
ayrılığın habercisi
Sen giderken küçük bir bulut
fısıldadı kulağıma
Bir dahaki buluşma gelecek bahara
Duyduğuma üzüldüm ilk anda
Olsun be güzelim
Ben, sana aç, sana muhtaç
Seni beklemesini de severim

Ayrılık Saati

Dinle sevgilim bu ayrılık saatidirDünya varolalı beri çirkin ve soğuk

Ergeç içeceğimiz bir ilaç gibiTadı dudaklarımızda acımsı buruk

Bu saattegözyaşları,yeminlerB oş bir tesellidir inandığımız

Perde kapanıyor ve film bitiyor işteO hiç bitmeyecek sandığımız

Görüyorsunkonuşacak birşey kalmadıSadece bakışlarımızda hüzün

İşte ayrıldıkbu hiç beklemediğimiz O ikiz kardeşi ölümün

Anlıyorum bir daha görüşemeyecğizBu son buluşmamız seninle

Yeni bir hayata başlıyacaksın onunlaO yeni sevgilinle

Anlıyorum artık o öpecek seniKulaklarına aşkı o fısıldayacak

İçinde pişmanlıktan eser kalmayacak

Sigaranı söndür kalkabilirizOn adım sonra yollarımız ayrılmalı

Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana

İnsan ayrılırken bile büyük olmalı

Aç Kapıyı Yalnızlık

Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim
Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil
Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği
Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan
Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim
Bakma öyle, al elimden valizlerimi
Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak,
Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç

Soğuk burası, yağmur kokuyor
Geceleri uyku tutmaz insanı burda
Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım
Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın

Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun?
Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu
Yoksa uğraşma, aç değilim
Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak
Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana

Yalnızlık kapat kapıyı!
Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana
Uyumak istiyorum,
Unutmak istiyorum,
Unutulmak istiyorum

Sensizlik Çok Acı

Sensizlik öğle acı veriyor ki bana
Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara
Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte
Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma
Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta
Mutlu olacağım belki öbür dünyada
Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı
Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı
Bense kıymetini bilemedim belki de
Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda
Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana
Ben bir kere sevdim bunu anlasana
Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha
Onun sadece sende olduğunu anlasana
Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda
Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana
Bir kez daha benim yanımda olsana

GÖZLERİN KAL DİYOR

Buna nasıl ayrılık bu nasıl veda
Gözlerin kal diyor dudakların git
Bakışın anahtar gözlerin kilit
Ellerin aç diyor dudakların git

Ayrılık dönüşü olmayan nehir
Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir
Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir
Gözyaşın kal diyor dudakların git

Gidersem bir daha dönmeyeceğim
Kalırsam kalbime yenileceğim
Çözemedim seni delireceğim
Gözlerin kal diyor dudakların git

Duvardan insin mi resimlerimiz
Yabancı olsun mu isimlerimiz
Ya o deli dolu gecelerimiz
Anılar kal diyor dudakların git

Bu romanda biter belki birazdan
Ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan
Ağlıyor besteler yine hicazdan
Şarkılar kal diyor dudakların git

AHMET SELÇUK İLKAN

Ne Zaman Ayrılık Saati Gelse

Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilirde hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliği anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün

Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın

Ümit Yaşar Oğuzcan

Buna ayrılık derler

ıslak bir sabah dağıttım kendimi
gözlerimde yaş,
dudaklarım yok!
adım atmak istersin,
yürüyemezsin ki!
ellerin donar, yüreğin titrer
gözyaşı
üşüdüğünü zannedersin,
ölmektesindir
sıkı dur bebeğim,
buna ayrılık derler!

Ceyhun Yılmaz

Ayrılık Hediyesi

şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben

şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun

soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun bebu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!

şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben

şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun

kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun

gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)

Yusuf Hayaloğlu

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar
    /Ayrlk iiri/en acili ayrilik siirleri/ayrılığa dair pişmanlık şiirleri/en güzel ağlatan ayrılık şiirleri/en güzel kısa ayrılık şiiri

Hakkında Serkan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top