Pazar , Aralık 16 2018
Son Haberler
Anasayfa / Türkçe Edebiyat / Deyimler / Deyimler Ve Anlamları Kısa

Deyimler Ve Anlamları Kısa

Sponsorlu Bağlantılar

Deyimler Ve Anlamları Kısa

Kısa Türkçe Deyimler Ve Anlamları

Acem kılıcı gibi olmak : Karşıt olan iki tarafa da onların yanındaymış gibi görünmek.

Açık kapı bırakmak : Sorunlar görüşülürken kestirip atmadan ileride anlaşma olabilecek sözler söylemek, uygun davranışlarda bulunmak.

Ağzında bakla ıslanmamak : Sır saklayamamak.

Bal dök yala: Her taraf temiz, her taraf dikkat çekecek kadar temiz.

Baldırı Çıplak : İşi gücü olmayan, serseri sataşmak için bahane arayan.

Balık kavağa çıkınca: Gerçekleşmesi hiç bir zaman mümkün olmayan işler söylenir.

Baş ütülemek : Dırdır ederek kişiyi huzursuz etmek.
Çok konuşmak.

Cami yıkılmış ama mihrap yerinde: Kadınlar için kullanılır. Yaşlandığı halde güzelliğini kaybetmemiş, hala alımlı.

Can kulağı ile dinlemek : Aşırı bir dikkat ile dinlemek.

Cebi delik : Cebinde para bulunmayan. Para tutmayan.

Çalmadan Oynamak : Çok neşeli olmak, neşesini hareketleri ile belli etmek.

Çam devirmek : Karşısındakini üzecek, kıracak bir söz söylemek.

Çamur atmak : İftira etmek.

Dış kapının dış mandalı : Uzaktan ilgili

Dilli Düdük : Çok konuşan, geveze.

Eceline Susamak : Ölümle sonuçlanabilecek, çok tehlikeli işlere girmek.

Ekmeğine kan doğramak : Üzüntü ve sıkıntı içinde olmak

El Etek Çekmek : O işle artık hiç uğraşmamak.

Eline Eteğine Doğru : Namussuz değil, hırsızlığı yok.

Fare Düşse Başı Yarılır : Her taraf bomboş, yoksulluk hüküm sürüyor.

Fırıldak gibi dönmek : Kendi çıkarı için her şekle, her kalıba girmek.

Fink Atmak : Gönlünce gezmek, eğlenmek, çok neşelenmek, hoplayıp zıplamak.

Gece silahlı gündüz külahlı : Etrafındakilere iyi görünüp, kimseye sezdirmeden kötü işler yapan, uygunsuz kimse.

Gemi aslanı : Bir işe yaramayan, bir sorumluluk almayan gösterişli kimse.

Göbeği çatlamak : Bir işi öğrenmek için çok büyük gayret göstermek.

Gün görmüş : İyi günler yaşamış, önemli görevler yapmış, hatırı sayılır. Tecrübeli.

Hanım evladı : Nazlı, üstüne düşerek büyütülmüş.

Hapı yutmak : Kötü duruma düşmek.
Havanda su dövmek : Boş uğraşlarda bulunmak, Boşa çalışmak.

Irağı yakın etmek : Güçlükleri ortadan kaldırmak.

Isıtıp ısıtıp önüne koymak : Bilinen bir şeyi bir daha bir daha anlatmak.

Ok yaydan çıktı : Ahlaksız duruma gelmek, namusunu kaybetmek. Sokağa düşmek

Oturduğu dalı kesmek: Çıkarlarını sağladığı kaynağa zarar vermek.

Ödü patlamak : Çok korkmak, ummadığı anda gelen bir etkiyle çok korkmak.

Ölmüş eşek arıyor ki nalını söksün: Çok cimri. Her şeyden çıkar sağlamaya çalışan kimseler için söylenir.

Önüne düşmek : Yol göstermek, Rehberlik etmek.

Parmak ısırmak : Şaşırmak. Hayranlıktan şaşırıp kalmak.

Parsayı toplamak : Harcanan bir emeğin karşılığını almak. hak edileni almak.

Papaz uçurmak : İçki alemi yapmak.

Rayına oturmak : İşin yoluna girmesi
Rest çekmek : Kesin olarak olmaz demek.

Rol oynamak : Etkili olmak, işin olmasına etki yapmak.

Ruhu duymamak : Yapılan işin hiç farkında olmamak, sezinlememek.

Saman alevi gibi parlamak : Birden kızıp köpürmek, çok kısa zamanda hırsı geçmek.

Sepet havası çalmak : İşinden atmak, işine son vermek. Kovmak.

Sıfırı tüketmek: Hiç bir şeyi kalmamak, bütün imkan ve gücünü kaybetmek.

Sinek avlamak : İşi veya müşterisi olmadığı için boş oturmak. İşsiz kalmak.

Şamar oğlanı : Herkesin kolayca sataştığı, dövdüğü, hıncını aldığı kimse.

Şeytan görsün yüzünü : O kimse ile birlikte olmayı kesinlikle istemiyorum. onu sevmiyorum, görmek istemiyorum.

Şifayı bulmak : Hasta olmak, hastalanmak.

Tabana kuvvet : Binilecek vasıta bulunamadığı için gidilecek yere yürümek

Tahtası eksik : Sersem, budala, akılsız.

Tamtakır kuru bakır : İçi bomboş, boşaltılmış, cebinde parası yok, züğürt.

Taş atmak : Bir kişiye söz dokundurmak, sitem etmek için söz dokundurmak.

Ucu ucuna getirmek : Ancak yetişir olmak, hiç fazlası olmamak.

Ulu orta konuşmak : Düşünmeden söylemek, rastgele söylemek.

Uzun hikaye: Konunun ayrıntıları pek çoktur. Anlatırsa çok uzun sürer

Uzun boylu : Ayrıntılarını hesap ederek, etraflıca, uzun uzadıya.

Üç buçuk atmak : Korku içinde bulunmak. Korkmak.

Üçe beşe bakmamak : Çok fazla pazarlık etmeden alış veriş yapmak.

Üstüne bir bardak su içmek : Bir alacaklının alacağından umudunu kesmek.

Üzerine tuz biber ekmek : Bir kimsenin acısına fazlalaştıracak, derdini derinleştirecek davranışlarda bulunmak.

Verip veriştirmek : Ağzına gelen her şeyi söylemek. Ağır konuşmak, ileri geri söylenmek.

Veryansın etmek : Birinin hakkında atıp tutmak. O kişiye acımadan insafsızca saldırıda bulunmak.

Vız gelmek : Önemsiz görünmek. Aldırış etmemek.

Volta atmak: Aşağı yukarı gidip gelmek. Amaçsız dolaşmak.

Yabana atmak : Önemsiz bulmak, önem vermemek.

Yağlı müşteri: Çok alış veriş yapan, çok para bırakan kimse

Yaka silkmek : Bıkmak, usanmak.

Yan çizmek : Kendisine verilen işin sorumluluğunu yüklenememek, sorumluluktan kaçmak.

Zemheri zürefası : Çok soğuk havada ince bir elbise giyerek gezen.

Zokayı yutmak : Aldatılmak. Zarara uğramak.

Sponsorlu Bağlantılar

Zurnanın zırt dediği yer : Yapılmakta olan işin en hassas yeri, can alıcı yer.

Aramalar
    /kısa deyimler/deyimler kısa/en kısa deyimler/deyimin kısa özeti/en kısa deyim

Hakkında Arzu El

Bir yorum

  1. güzel ama güvenli değil

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top
Sayaç
Besucherzähler
Sayaç
Veritabanına bağlantı sağlanamadı