Salı , Eylül 16 2014
Son Haberler
Anasayfa / Soru Cevap / Kan dolaşımı ile tansiyonun ilişkisi nedir?

Kan dolaşımı ile tansiyonun ilişkisi nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Kan dolaşımı ile tansiyonun ilişkisi nedir?
Kalpten pompalanan kanın organlara ulaşıp onlara oksijen ve besinleri götürebilmesi için atar damarların içinde belirli bir basınçla iletilmesi gereklidir. Bu basınç insanlarda genellikle sabit değerler içinde tutulur. Bir tansiyon aleti ile belirlenebilen bu değerlerdendaha yüksek olanına “büyük” veya “sistolik” kan basıncı, daha alçak olanına ise “küçük” veya “diyastolik” kan basıncı adı verilir.
Bu basınçlar insanlar arasında farklılık gösterir ve ortalama olarak büyük tansiyon için 120 mm Hg, küçük tansiyon için ise 80 mm Hg’dır. Bir kimsenin kan basıncı günün değişik zamanlarında oynamalar gösterebilir. Kan basıncının yükselme göstererek 140/90 mm Hg değerini geçmesine “yüksek tansiyon” veya “hipertansiyon” adı verilir.
Hipertansiyonda sadece büyük tansiyon veya sadece küçük tansiyon normal sınır değerlerini aşıp yükselebilir, ama hastaların büyük çoğunluğunda her iki değer de yükselmiştir.

Hipertansiyon
Hipertansiyon sistolik kan basıncının (büyük tansiyon) 140 mm Hg, dastolik kan basıncının (küçük tansiyon) 90 mm Hg’nin üzerinde olmasıdır. Hipertansiyon çeşitli sebeplere bağlı olabilir. Ancak hastaların yüzde 90′ında belirli bir sebep bulunamaz. Nedeni belli olmayan hipertansiyon tipine primer veya esansiyel hipertansiyon, nedeni belli olan hipertansiyon tipine ise sekonder hipertansiyon denir.
Hipertansiyon nedenleri arasında böbrek hastalıkları (böbrek damarlarında daralma, nefrit gibi), endokrin hastalıklar (guatr, hormon salgılayan tümörler gibi), iç salgı bezlerinin hastalıkları, bazı doğumsal kalp hastalıkları sayılabilir. Vakaların yüzde 90′ını oluşturan esansiyel hipertansiyonda kalıtımın (soya çekim) büyük etkisi vardır. Çevresel etkenler, besinlerle alınan tuz, şişmanlık, stress sadece genetik duyarlılığı olan bireylerde etkili görünür.
Hipertansiyon tanısı koymak için üç ayrı günde en az iki kan basıncı ölçümü yapılmalıdır. Hipertansiyon tedavi edilmezse zamanla böbrek, kalp, göz, beyin ve küçük damarlarda kireçlenmenin artışına, gözde, beyinde kanamalara kalp ve böbrek yetersizliğine ve enfarktüse yol açar. Hipertansiyon inme dediğimiz hemipleji eğilimini artıran en önemlisi enfarktüse neden olan koroner ateroskleroza eğilimi artıran 3 önemli risk faktöründen biridir. Diğer risk faktörleri sigara içimi ve hiperkolesterolemidir.
Hipertansiyon komplikasyonları gelişinceye kadar belirti vermez. Baş dönmesi, yüz kızarması, baş ağrısı, yorgunluk, burun kanaması sinirlilik gibi belirtiler komplike olmayan hipertansiyon hastalarında görülmez.
Hipertansiyonun ilaçla kontrol edilmesi durumunda komplikasyonların büyük çoğunluğu önlenir veya gelişim süreçleri yavaşlatılır.
Şeker hastalığı şişmanlık lipid anormallikleri olan hastalara diyet kısıtlamaları uygulanmalıdır. Hafif hipertansiyonda ideal ağırlığı kadar zayıflama, orta derecedeki tuz kısıtlaması (2 gr / gün) günlük alkol alımının kısıtlanması (30 ml’den az) hipertansiyonun kontrolünü sağlayabilir. Akılcı bir şekilde yapılan egzersiz özendirilmeli, sigara yasaklanmalıdır.
Hipertansiyon tedavisi cinsiyete yaşa, kişide mevcut diğer hastalıklara bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bu nedenle tavsiye üzerine ilaç kullanılması son derece sakıncalıdır.
Gelecekte gen mühendisliği ile genetik yapıyı değiştirinceye kadar hipertansiyonun oluşmasını önlemek elimizde değil ama, iyi bir kontrol ile hayati önem taşıyan komplikasyonlarını önlemek elimizde.

Kan Basıncını Kimler, Nasıl ve Ne Zaman Ölçtürmelidir?
Kan basıncı yüksekliklerinin erken tanısı ve zamanında tedavisi için sağlıklı insanlar yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmelidir. Ölçüm, ayarı yapılmış bir tansiyon aleti ile ve ölçme tekniğini bilen bir kişi tarafından yapılmalıdır. Hekimlerin ofisine veya sağlık kurumlarına gittikleri zaman hissettikleri gerginlik nedeniyle hastaların kan basınçları normalden fazla yükselmekte ve buna “beyaz gömlek hipertansiyonu” adı verilmektedir. Bu nedenle bir tansiyon hastası, eğer yapabiliyorsa, kendi kan basıncını ev ortamında ölçmeyi ve kaydetmeyi öğrenmelidir.
Hipertansiyon tanısı ile tedavi görmekte olan hastalar, tansiyonlarını tercihen sabah yataktan kalktıktan sonra ölçmeli veya ölçtürmeli ve bunları daha sonra kendilerini tedavi eden hekimlere göstermek için kaydetmelidirler.
Atardamar sistemi içindeki kanın akışını hızlandırmak ve organlara ulaşan kan miktarını arttırmak için vücudumuz bazı durumlarda kan basıncını yükseltir. Gün içinde birçok kez vücudumuzda bu tür “doğal” kan basıncı yükseklikleri olur. Ölçümler bu dönemlere denk gelirse, kişilere yanlışlıkla “hipertansiyon” tanısı konabilir ve gereksiz yere ilaç tedavisine başlanabilir. Bu nedenle aşağıdaki durumlarda kan basıncını ölçtürmekten kaçınmak gerekir.
1) Belirli bir iş yapmak için çaba harcadıktan sonra (tercihen 20 dakikalık bir istirahatten sonra kan basıncı ölçülmelidir)
2) Yemekten sonra
3) Sigara içtikten sonra
4) Alkol aldıktan sonra
5) İnsanın aşırı heyecanlı, üzgün veya sinirli olduğu anlarda
6) Nezle ve grip ilaçlarını kullanırken

Hipertansiyonun Nedenleri ve Görülme Sıklığı Nedir?
Hipertansiyon tüm dünyada en sık görülen ilk 3 hastalıktan birisidir. Daha çok orta ve ileri yaşların hastalığıdır. Erkeklerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Her 10 hastanın 9’unda kan basıncının yükselmesine neden olan başka bir hastalık yoktur. Ancak bu hastaların ebeveynlerinde ve diğer aile üyelerinde de hipertansiyon sıktır.
10 hastanın birinde ise kan basıncı yüksekliği başka organların hastalıklarına bağlıdır. Bu hastalıklar kan basıncının düzenlenmesinde rol oynayan böbrekler ve iç salgı bezlerinin hastalıklarıdır. Bazı ipuçları hipertansiyonu olan bir hastada böyle bir nedenin varlığını düşündürebilir. Bu ipuçları şöyle özetlenebilir:

Aniden ortaya çıkan ve çok yüksek değerlere ulaşan kan basıncı yükseklikleri
Kıllanma, aşırı kilo alma gibi yakınmalarla birlikte ortaya çıkan kan basıncı yükseklikleri
Uzun yıllar tedaviye iyi cevap verdiği halde birden kontrolden çıkan ve çok sayıda ilaca rağmen kontrol edilemeyen kan basıncı yükseklikleri
Gençlerde saptanan kan basıncı yükseklikleri

Hipertansiyon Ne Gibi Belirtilere ve Yan Etkilere Yol Açabilir?
Atardamar sistemi içinde kan basıncının yükselmesi sinsi seyredebilir ve hasta kan basıncı yüksekliğini tesadüfen fark eder. Öte yandan, hipertansiyon bazı hastalarda yakınmalara yol açar. Bunlardan en sık karşılaşılanı özellikle sabahları olan ve enseden öne doğru gelen baş ağrısıdır. Bunun dışında, yüzde hissedilen sıcaklık basmaları ve kızarmalar, eskiye oranla yol yürürken, merdiven çıkarken zorlanma ve nefes darlığı, bazen çok sık idrara çıkma ve gece uykudan kalkıp idrara gitme, bacaklarda şişlik bu belirtilerden bazılarıdır.
Kan basıncının aşırı yükseldiği durumlarda hasta çift görme, dilde pelekleşme, yüzde veya vücutta karıncalanma ve kuvvetsizlik, nefes darlığı ve göğüs ağrısı hissedebilir. Kan basıncı yüksek seyrederse zamanla damar sistemine hasar verir. Hasar gören damarların beslediği organlarda da önemli problemler ortaya çıkar. Hipertansiyonun etkilediği organlar ve neden oldukları hastalıkların önemlileri şunlardır:
· Kalp ve dolaşım sistenini etkileyerek kalp krizi ve kalp yetmezliğine neden olur.
· Beyin damarlarını etkileyerek kanama, tıkanıklık ve dolayısıyla felçlere neden olur.
· Böbrekleri etkileyerek böbrek yetersizliğine neden olur ve böbrekleri hasta olanlarda yetersizliğin gelişimini hızlandırır.
· Göz damarlarını etkileyerek körlüğe neden olur.
· Görüldüğü gibi bu yan etkiler ölüme veya kalıcı organ bozukluklarına yol açabilir.

Hipertansiyonun Tedavisi Var mıdır ve Nasıl Uygulanır?
Kan basıncının neden yükseldiğinin anlaşılmasından sonra çok etkili ve çok değişik ilaçlar geliştirilmiştir. Bugün ülkemizde bu ilaçların hepsi vardır. Öte yandan hem kan basıncı yüksekliklerinin zamanında tespit edilememesi, hem de tedavideki aksaklıklar nedeniyle hipertansiyon dünyada ölüme ve kalıcı rahatsızlıklara neden olan hastalıklar arasında yer almaktadır. Hipertansiyonu olan hastaların tedavisi konusundaki bazı önemli noktalar liste halinde verilmiştir:

Hipertansiyonu olan hastalar bu ilaçları hekim kontrolünde kullanmalıdır.
Hipertansiyonun tedavisi müsekkinlerle veya sarımsak gibi bazı doğal maddelerle yapılmamalıdır.
Uygun ilaçlarla birlikteaz tuzlu yemeye alışmalıdır. Tereyağlı yemeklerle ve et ağırlıklı gıdalarla beslenmenin zararlı olduğu bilinmeli, bunun yerine meyve ve sebze ağırlıklı beslenme tercih edilmelidir.
Fazla kiloları vermenin, sigarayı bırakmanın ve her gün yürüyüş yapmanın da hipertansiyon tedavisine önemli yararı vardır.
Hipertansiyon tedavisi bademcik iltihabı gibi kısa süreli bir tedavi değildir. Amaç kan basıncının kontrolde tutularak yukarıda sayılan önemli hastalıkların önlenmesidir. Bu nedenle tedavi uzun süreli, belki de hayat boyu sürecek bir tedavidir.
Hipertansiyonu olan hastalarda eğer eşlik eden bir organ hastalığı, örneğin böbrek yetmezliği varsa tedaviye çok daha titizlikle uymalı ve daha sık hekim kontrolünden geçmelidir.
Hipertansiyon zamanında teşhis edilip uygun ilaçlar ile tedavi edilirse, bütün bu hastalıkların ve onlara bağlı ölümlerin önlenmesi mümkün olabilir.

Yüksek Tansiyondan Korunma Yolları
Sabah kalktığınızda ense kökünüzde ağrı, baş dönmesi, çarpıntı ve çabuk yorulma hissediyorsanız, zaman geçirmeden bir hekime başvurun. Fazla kilolarınızdan kurtulup, tuzu azaltın, sigarayı bırakın.
Kanın damarlarda yaptığı basıncın artmasıyla ortaya çıkan yüksek tansiyon en ciddi halk sağlığı sorunlarından biri olarak nitelendiriliyor.
Birçok kişinin yüksek tansiyon hastası olduklarını bilmediği belirten uzmanlar, bu durumu hastalığın sinsi bir seyir izlemesinden kaynaklandığını belirtiyorlar. İstatistiklere göre dünyada 750 milyonu aşkın insan yüksek tansiyon hastası. Türkiye’de de her 5 kişiden birisinin yüksek tansiyonla ilgili sorunu bulunuyor.
50 yaşına kadar erkeklerde daha fazla görülen yüksek tansiyon 50 yaşından sonra kadınlarda daha fazla görülmeye başlanıyor. Bu menopoza bağlı olarak östrojen hormonunun azalmasına bağlanıyor.
Acıbadem Hastanesi Nefroloji ve Hipertansiyon Uzmanı Dr. Davit Çukran, küçük tansiyonun (diastolik basıncın) 90 mililitre civanın, büyük tansiyonun ise (sistolik basıncın) 140 mililitre civanın üzerinde olmasını yüksek tansiyon olarak değerlendirdiklerini söylüyor. Hastaların önemli bir bölümünün hiçbir yakınması olmadığına dikkat çeken Dr. Davit Çukran, şöyle konuşuyor:

“Yakınması olmayan hastaların tanısı ancak yapılan muayene ile konulabiliyor. Bunların dışında baş ağrısı hipertansiyonun en önde gelen belirtilerinden biridir. Hipertansiyona bağlı baş ağrısı ense bölgesinde özellikle sabah uyanıldığında hissedilir. Baş dönmesi, çarpıntı ve çabuk yorulma da diğer önemli belirtilerdir.”

Kimler Risk Grubundadır?
Yüksek tansiyon hastalığındaki en önemli etkenlerin başında kalıtım geliyor. Dr. Davit Çukran, yüksek tansiyonu olan hastalar üzerinde yapılan araştırmalarda yüzde 60’ının ailesindeki bireylerde de tansiyon problemiolduğunun saptandığını belirtiyor. Kalıtımın yanı sıra yaşın ilerlemesi ve şişmanlık da önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Şişman kişilerin yüzde 40’ında yüksek tansiyon görülüyor. Dr. Davit Çukran şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Vücut yağının fazla olması çocukluk yaşından itibaren kan basıncının düzeyinin yükselmesine neden olur. Bu arada stres faktörünü de unutmamamız gerekiyor. Aşırı sıkıntılı bir yaşam biçimi yüksek tansiyonun ortaya çıkışını kolaylaştırıyor. Sigara alışkanlığı ise yüksek tansiyonun damarlara vereceği zararı artırıyor. Hareketsiz bir yaşam biçimi de yüksek tansiyonun ortaya çıkışını tetikleyen faktörler arasında.”

Fazla tuz alımıyla yüksek tansiyon arasındaki ilişki Fazla tuz tüketilmesi beslenme alışkanlıkları arasında en hatalılarından biri. Kan basıncı yüksek olan kişiler çok tuzlu yemek yediklerinde tansiyonları daha da yükselebiliyor. Yapılan bütün çalışmalar besinlerle alınan fazla tuzun kan basıncını artırdığını gösteriyor. Dr. Davit Çukran, bu konuyu örneklerle açıklıyor:

“Yüksek tansiyon oluşumunda etkin olan çevresel faktörler arasında aşırı tuz alımı büyük önem taşır. Yapılan çalışmalarda başlangıçta günlük 10 gram civarında olan tuz tüketiminin yarı yarıya azaltılmasıyla kan basıncının ortalama 6-8 mililitre civa azaldığını gösteriyor. Günlük tuz tüketiminin yüksek tansiyon söz konusuysa 2 gramı aşmaması gerekiyor”

Tansiyonun kontrol altında tutulması için yiyeceklere ilave tuz konulmaması, işlem görmüş konserve, cips, kuruyemiş gibi gıdalardan kaçınılması öneriliyor.

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 13-09-2006
Hipertansiyon
#2 (mesaj-linki)
TheGrudge

Her 7 kişiden birinde görülen yüksek tansiyon (hipertansiyon), kan basıncının sürekli olarak 140/90 mmHg’nın (14/9’un) üzerinde olması hali olarak tanımlanır. Yüksek tansiş ağrısı (genellikle ensede), bazen baş dönmesi, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlere yol açar.
Kanı vücudun en uzak noktalarına kadar ulaştırmak için kalp, kanı belli bir basınçla pompalamak zorundadır. Kan, organlarımız açısından gerekli olan oksijen ve besinleri taşır. Dolayısıyla, dolaşımın devam etmesi için belli bir kan basıncının korunması gerekir.
Kalp kasıldığı sırada oluşan kuvvetli basınca sistolik ya da büyük tansiyon, kalp gevşediği
sırada oluşan basınca ise diyastolik ya da küçük tansiyon adı verilir. Normal kabul edilen kan basıncı değeri, istirahat halindeki bir yetişkinde 120/80 mmHg’dır (milimetre civa). Bir diğer deyişle, büyük tansiyon için normal değer 12, küçük tansiyon için ise 8’dir.
Aslında, kan basıncı sürekli sabit kalan bir değer değildir. Hareket ederken ya da heyecanlanınca biraz artabilir, uyurken ve istirahat ederken daha düşük olabilir. Bu değişimler normaldir. Ancak, kan basıncının sürekli olarak 140/90 mmHg’nın (14/9’un) üzerinde olması durumunda, yüksek tansiyondan bahsedilir.

Hipertansiyonun Görülme Sıklığı Nedir?
Hipertansiyon yaygın bir hastalıktır. Kardiyoloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre ülkemizde yaklaşık 15 milyon kişide hipertansiyon bulunduğu tahmin edilmektedir.

Tansiyon Neden Yükselir?
Hastaların % 90’ında hipertansiyonun nedeni saptanamaz; bu durumda primer ya da esansiyel hipertansiyondan bahsedilir. Kalan % 10’luk grupta ise bir neden bulunur ve “sekonder” hipertansiyon olarak adlandırılır. Bunlar arasında böbrek kaynaklı nedenler en yaygın olanlarıdır.

Hipertansiyonun Vücuda Zararı Nedir?
Belirti vermemesi mümkün olmakla birlikte, yüksek tansiyon baş ağrısı (genellikle ensede), bazen baş dönmesi, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlere yol açabilir. Özellikle şikayetiniz yoksa, yüksek tansiyon hastası olduğunuzu öğrenmenin tek yolu tansiyonunuzu ölçtürmektir. “Hiçbir şikayetim yokken neden ilaç kullanayım” diye düşünüyorsanız, hipertansiyonun çok ciddi sonuçları olabileceğini hatırlamalısınız! İster belirti versin ister vermesin, tedavi edilmeyen hipertansiyon, kalp krizi ya da felç geçirme riskini artırır ve kalp ya da böbrek yetersizliği gelişmesine yol açabilir. Bununla beraber, hipertansiyonu tedavi etmek ve bu korkutucu hastalıklara yol açmasını engellemek mümkündür. Tedavi ve önlemleri uygularken dikkat etmeniz gereken iki önemli nokta ise, doktorunuzun önerilerine sıkı sıkıya bağlı kalmanız ve tedaviye ömür boyu devam etmeniz gerektiğini bilmenizdir.

Hipertansiyondan Korunmak İçin Neler Yapmalısınız?

Sigara içiyorsanız, bırakın. Çünkü kalp krizi geçirme riskinizi iki katına çıkarır.
Fazla kilolarınızdan kurtulun, sağlıklı (az yağlı, az tuzlu) beslenin ve düzenli egzersiz yapın.
Doktorunuzun önerilerine uyun. İlaçlarınızı düzenli alın; ömür boyu tedaviye devam etmeniz gerektiğini unutmayın
Stres ile başa çıkmayı öğrenin.
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 14-06-2010 @ 14:11.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-09-2006
Cvp: Hipertansiyon (Yüksek Kan Basıncı)
#3 (mesaj-linki)
Mystic@L

Hipertansiyon Nedir?
Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.
Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg’dır(milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyacanlıyken yüksektir. Genellikle de normalin üst sınırı olarak kabul edilen değer 140/90 mmHg’dır (milimetre civa). Kanı kalpten dokulara taşıyan damar kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.
Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arsında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfigmomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) yapılıp ortalaması alınarak belirlenmelidir.
Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 19-09-2006
Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir?
#4 (mesaj-linki)
Blue Blood

Kan dolaşımının sağlanması için bir basınç gereklidir. Bu basıncın normalden fazla olmasına hipertansiyon denir. Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise, YÜKSEK TANSİYON’dur. Kan basıncı ölçülürken 2 kan basıncı değerine bakılır

Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı)
Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı)

Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı, büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur. Hem büyük tansiyon hem de küçük tansiyonun normalden fazla olması HİPERTANSİYON’dur. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Gerek büyük tansiyon gerekse de küçük tansiyonun normalden yüksek olması önemlidir. Bu konu unutulmamalıdır. Bazı hastalar küçük tansiyondakı yüksekliği önemsememektedir; bu çok yanlıştır.
Hipertansiyonun Önemi
Hipertansiyon çok yaygın bir hastalıktır. Hipertansiyon, kalıcı sakatlık ve ölüm nedeni olan toplumsal bir sorundur. Hastaların azımsanmayacak bir kısmının kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması, hipertansiyonun önemini artırmaktadır. Hipertansiyon, değişik böbrek, kalp, damar hastalıklarına, felçlere ve görme kaybına yol açabilir. Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda, kan basıncı yüksekliğine daha sık rastlanır. Amerika Birleşik Devletleri’nde, hipertansif hasta sayısı, yaklaşık 50 milyondur. Türkiye’de, 1993 yılında yapılan bir çalışmada, 4023 adet kan basıncı ölçümü yapılmıştır. Bu çalışmada, diyastolik kan basıncı, hastaların % 36′ sında 85 mm Hg ve sistolik kan basıncı hastaların % 20′sinde 145 mm Hg’dan daha yüksek bulunmuştur. 70 yaşın üzerinde, hipertansiyon sıklığı % 30′lara çıkabilir. Özet olarak; toplumdaki 5-6 erişkinden birinde, kan basıncı yüksekliği vardır.

Son Düzenleyen Pasakli_Prenses; 25-12-2008 @ 19:58.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 20-09-2006
Cvp: Hipertansiyon (Yüksek Kan Basıncı)
#5 (mesaj-linki)
GusinapsE

Böbreklerin Fonksiyonları Tansiyonu Nasıl Etkiliyor?
Böbrekler vücudun tuz atılımında en önemli görevi sürdürdüklerinden tansiyonun kontrolünde ciddi rol oynuyorlar. Yüksek tansiyonun yüzde 90’ı yapısal olarak kabul ediliyor. Kalan yüzde 10’u ise sekonder veya sebebi bir hastalığa bağlı tansiyon hastalıklarını tanımlıyor. Bu gruptaki yüksek tansiyon çoğunlukla böbreklerdeki ya da böbrek damarlarındaki bir probleme bağlı oluyor. Nedeni bulunduğunda yapılan etkin tedaviyle bu grubtaki hastaların başarıyla tedavi edildiğini belirten Dr. Davit Çukran şöyle devam ediyor:

“Bu durumda özel tedavi uyguluyoruz. Amacımız böbreklerde kalıcı bir bozukluk oluşmasını engellemek. Bu grubun tedavisini nefroloji uzmanları yapıyor. Başta idrar söktürücüler olmak üzere değişik ilaçlar kullanılıyor. Tedavinin ömür boyu olduğunu unutmamak gerekiyor. Tansiyonun damarlar üzerinde yaratacağı olumsuz etkiyi en aza indirmeyi hedefliyoruz. Kontrol altında tutulmazsa, damarlardaki aşınmaya bağlı olarak beyinde kanama, kalp kası hastalıkları, kalp krizi, dolaşım bozuklukluğu ve böbrek yetmezliği görülebiliyor.”

Koruyucu Önlemler Nelerdir?
· Tuz tüketimini kısıtlayın.
· Muz, kayısı patates gibi potasyum içeren gıdaların tüketilmesi tansiyonun kontrol altında tutulmasını kolaylaştırıyor.
· Sigara içiyorsanız muhakkak bırakın.
· Hekim kontrolünde hafif egzersizler tansiyonun düşürülmesine yardımcı oluyor.
· Fazla kilolarınızı bir uzman kontrolünde verin.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 15-04-2008
Hipertansiyon nedir?
#6 (mesaj-linki)
Sedef 21

Kan kalpten bütün vücuda organların oksijen ve besin ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile pompalanır. Pompalanan kan vücudun heryerine damarlar aracılığı ile ulaştırılır. Kan basıncı kalpten pompalanan kanın bu damar duvarlarına çarpma gücü olarak tanımlanabilir.
Kalp istirahat halinde dakikada 60-80 civarında kasılarak kanı vücuda pompalar. Bu kasılma sırasında kan basıncı (tansiyon) en yüksek düzeye ulaşır. Bu ulaşılan düzey sistolik kan basıncı (büyük tansiyon) olarak tanımlanır.Kasılmalar arasındaki istirahat döneminde ise kan basıncı en düşüktür ve diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) olarak tanımlanır.
18 yaşın üzerindeki bir erişkinde iki farklı zamanda yapılan tansiyon ölçümlerinde büyük tansiyon 140 mm Hg ve üzerinde veya küçük tansiyon 90 mm Hg ve üzerinde ise bu durumda hipertansiyondan söz edilir.
Büyük tansiyonun 140 mm Hg’nin yada küçük tansiyonun 90 mm Hg’nin altında olması o kişide hiçbir sorun olmadığı anlamına gelmez. Eğer büyük kan basıncı 120-139 mm Hg ve küçük kan basıncı 90-99 mm Hg arasında ise bu değerler normal olarak tanımlanmaz.Bu durumda o kişi hipertansiyon öncesi durumda (prehipertansif) olarak değerlendirilir. Bu sınıfa giren hastalarda uzun dönemde hipertansiyon gelişme ihtimali güçlüdür.Prehipertansif hastaların hepsinde ilaç dışı tedavi yöntemlerinin uygulanması teşvik edilir iken, eklenmiş şeker hastalığı ve böbrek hastalığı var ise kan basıncı 130/80 mm Hg’nin altına indirilinceye kadar ilaç tedavisi önerilebilir. Eğer kişide ölçülen büyük kan basıncı 120 mm Hg’nin,küçük kan basıncı 80 mm Hg’nin altında ise bu durumda bugünkü bilgiler ile o kişinin hipertansiyon sorununun olmadığından sözedilebilir.
Hipertansiyon tanısı için sadece tek bir ölçümde yukarıda belirtilmiş değerlerin aşılması yeterli değildir.Özellikle sağlık kuruluşlarında doktor ve hemşirelerce yapılan ölçümlerde hastanın gerçek kan basıncınızı yansıtmayan yüksek değerler ölçülebilir. Bu durum tıp dilinde beyaz önlük hipertansiyonu olarak adlandırılır. Tedavinin planlanmasında hastane yada muayenehane yerine ev koşullarında yapılan çok sayıda sağlıklı ölçüm daha değerlidir.

BEYAZ ÖNLÜK HİPERTANSİYONU NEDİR?
Hastanın tansiyonu doktor yanında iken yüksek olarak ölçülüyor fakat ev koşullarında yapılan ölçümlerde normal olarak bulunuyor ise bu durum beyaz önlük hipertansiyonu olarak tanımlanır.Bu durumun nedeni kesin olarak bilinmez, özellikle tansiyonu hafif yüksek olan kişilerin beşte birinde bu durum gözlenir. Ciddi hipertansiyonlularda ise bu durum daha nadirdir. Bugünkü bilgiler ile beyaz önlük hipertansiyonu için ilaç tedavisinin gerekli olduğuna dair kesin deliller yoktur.
Tansiyonu hafif olan kişilerde beyaz önlük hipertansiyonunun varlığını göstermek amacı ile yapılması gereken şey ev koşullarında çok sayıda kan basıncı ölçümünün yapılmasıdır. Eğer doktor ofisinde tansiyon yüksek ölçülüyor iken, ev koşullarında tansiyon normal çıkıyor ise bu durumda beyaz önlük hipertansiyonu var demektir. Beyaz önlük hipertansiyonunu belirlemek için evde hasta tarafından yapılan ölçümlerin yanısıra diğer bir yöntemde, kan basıncını otomatik olarak 15 ila 30 dakikada bir ölçen otomatik aletlerin hastaya bağlanması ve 24 saat süre ile kan basıncının izlenmesidir.Bu teknik ülkemizde de bazı merkezlerde uygulanabilmektedir.

TANSİYON YÜKSEKLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR?
Hipertansiyonlu hastaların % 95’inde altta hipertansiyon yaratan başka bir hastalık bulmak mümkün olmaz. Bu durum primer hipertansiyon olarak tanımlanır. Hastaların % 5’inde ise hipertansiyon yaratan bir hastalık bulunabilir. Bu durum sekonder hipertansiyon olarak adlandırılır. Bu hastalık böbrek damarının daralması, hormonal bozukluklar, büyük damarların anormallikleri, böbrek hastalıkları gibi nedenlerdir.Hangi hastalarda sekonder hipertansiyon nedenlerinin araştırılması gerektiği kararı hekim tarafından verilir.

HİPERTANSİYON AİLEVİ MİDİR?
Hipertansiyon ailevi karakter gösterebilir.Yani anne,baba ve kardeş gibi birinci derece yakınlarda hipertansiyon varlığı kişinin hipertansiyon riskini artırabilir. Ancak mutlak hipertansiyon gelişeceği anlamına gelmez. Bugünkü bilgiler ile birinci derece yakınlarında hipertansiyon olan kişilerin özenle izlenmesi gereklidir. Bu gibi kişilerin kan basınçlarının düzenli izlemlerinin yanısıra tuz alımı,sıgara içimi ve şişmanlık gibi kalp hastalıklarına yakalanma riskini artıran diğer faktörlerden uzak durmalarının sağlanması gereklidir.

HİPERTANSİYONLU HASTALARDA HANGİ LABORATUAR TESTLER UYGULANMALIDIR?
İlk defa hipertansiyon teşhisi alan hastalarda genellikle idrar tetkiki,kan şekeri,yağları,kalp grafisi gibi basit laboratuar testlerinin yapılmasının gerektiği düşünülür. Eğer hipertansiyon yaratan bir hastalık düşünülüyor ise o hastalık teşhisi için gerekli ileri testlerinde yapılması gerekebilir. Genel olarak her hastada ileri testlerin yapılması gerekli değildir.Hangi hastada hangi testlerin yapılması gerektiği kararı hastayı izleyen hekimce verilmelidir.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 07-09-2008
Hipertansiyon nedir?
#7 (mesaj-linki)
karayel
Yüksek tansiyon (hipertansiyon), tüm dünyada ciddi olarak insan ve toplum sağlığını tehdit eden, kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlara yol açan, tehlikeli ve yaygın bir hastalıktır.

Kan basıncı ile kalp damar hastalıkları arasında yakın ilişki vardır. Kan basıncı ne kadar yüksekse kalp krizi, kalp yetmezliği, felç, göz ve böbrek hastalıkları gelişme riski de o kadar yüksektir. Oluşturduğu şikayetler silik, oldukça az veya hiç yoktur. Bu yüzden “sessiz katil” olarak adlandırılır. Hipertansiyonu olanların yalnızca yarısı hastalıklarının farkındadır, farkında olanların ancak yarısı ilaç kullanmakta, ilaç kullananların ise ancak yarısının tansiyonu kontrol altındadır. Türkiye’de her 3-5 kişiden biri yüksek tansiyon hastasıdır. Oysa yüksek tansiyon, tanı ve tedavisi kolay bir hastalıktır. Yüksek tansiyonun yol açtığı birçok ölüm, erken tanı ve tedavi ile önlenebilir. Önemli olan hastalığın çok önemli olduğunu kabul etmek ve yapılması gerekenleri yapmaktır.
Hipertansiyonun nedenleri nelerdir? Yüksek tansiyon çok büyük oranda (%95′in üzerinde) genetik faktörlerin de içinde olduğu insan yapısına ait birden fazla faktörün bir arada bulunmasıyla oluşur. Küçük bir kısmından ise (%3-5) böbrek, damar veya hormon hastalıkları sorumludur.

Hipertansiyon oluşumunda; değiştirilemeyen faktörler

Kalıtım: Ailesinde yüksek tansiyon hastası bulunan kimselerde hipertansiyon gelişme riski yüksektir. Ancak bu, yüksek tansiyonluların yakınlarında da mutlaka yüksek tansiyon gelişeceği anlamına gelmez. Ancak bu kişiler daha dikkatli olmalıdır.
Yaş: Yüksek tansiyon genellikle 35 ile 50 yaşları arasında ortaya çıkar. Ancak bu hastalık daha genç yaşlarda da gelişebilir.
Cinsiyet: Yüksek tansiyon 50 yaşından küçük erkeklerde, kadınlara göre daha sık görülür. 50 yaş üstünde ise kadınlarda erkeklere göre sıklığı artar.
Şeker hastalığı: Şeker hastalarında yüksek tansiyonun ortaya çıkma riski, şeker hastası olmayanlara göre daha fazladır. Şeker hastalarında hipertansiyonun kontrolü çok daha önemlidir ve çok daha aşağılara çekilmesi gerekir.
Değiştirilebilir faktörler

Şişmanlık: Fazla kilolar, kan basıncı üzerinde olumsuz rol oynayarak yüksek tansiyona zemin hazırlar. Bu yüzden fazla kiloların verilmesi, kan basıncının normal düzeye indirilmesine büyük ölçüde yardımcı olur.
Sigara: Sigara, yüksek tansiyonun damarlar üzerindeki zararlı etkilerini hızlandırır.
Tuz: Yüksek kan basıncı, tuzlu yiyeceklerle daha da yükselir.
Stres: Aşırı sıkıntılı bir yaşam biçimi, yüksek tansiyonun ortaya çıkması için zemin hazırlar.
Hareketsizlik: Düzenli yapılan egzersiz ve spor, yüksek tansiyonun kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.
Fazla alkol: Aşırı miktarda alınan alkol, damar sağlığı üzerinde olumsuz etkide bulunur. Günlük alkol tüketimi 20 ml’nin altında olmalıdır.
Hipertansiyonun belirtileri nelerdir?
Sabahları ense bölgesinde hissedilen ağrı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi, baş ağrısı, sık idrara çıkma olabilir. Daha da önemlisi; tansiyon yüksek, hatta çok yüksek olduğu halde bazı hastalarda hiçbir şikayet olmayabilir.

Hipertansiyon tedavisi
Yüksek tansiyona karşı mücadelede atılacak en önemli adım, fazla kiloların kontrol altına alınmasıdır. Bunun için az tuzlu yemek ve katı yağlı yiyeceklerden kaçınmak, porsiyonları küçültmek etkili olacaktır. Fazla olan her 10 kilonun verilmesi yüksek tansiyonun 5-20 mm cıva düşmesini sağlar. Diyetin, meyve, sebze ve katı yağ içeriği azaltılmış süt ürünlerinden zengin olması da tansiyonun normale dönmesine katkıda bulunur. Düzenli spor (veya daha da kolay olarak haftada en az 3 gün ve en az 30 dk tempolu yürüyüş) bir çok yararlı etkisinin yanı sıra yüksek tansiyonu 4-9 mm cıva kadar düşürür. Yaşam biçiminde yapılacak değişikliklere karşı kan basıncındaki yükseklik devam ediyorsa veya tansiyon yalnızca bu önlemlerle normale dönmeyecekse ilaç tedavisine başvurulmalıdır. İlaç tedavisinde kullanılacak ilaçların cinsi, dozu ve çeşitliliği tamamen doktor kontrolü altında olmalıdır. Hastanın doktor dışındaki herhangi birinin tavsiyesi üzerine ilaç almaması çok önemlidir. Başka bir hastada çok iyi sonuçlar vermiş olmasına karşın aynı ilaç diğer hastada zararlı sonuçlara yol açabilir. İlaç tedavisinde en önemli unsur, doktorun verdiği ilaçları, düzenli olarak kullanmaktır. Yapılan en büyük hata, tansiyon kontrol altına alındıktan sonra ilaca gerek kalmadığı düşünülerek ilacın azaltılması veya kesilmesidir. İlacın azaltılması veya kesilmesi durumunda tansiyon tekrar yükselecektir. Özellikle romatizma tedavisinde kullanılan ağrı kesici ilaçların, soğuk algınlığı ve grip için kullanılan ilaçların kan basıncını yükseltici etkileri vardır. Bu tür hastalarda bu ilaçların doktor kontrolü ve tavsiyesi ile kullanılmasında yarar vardır.
Prof. Dr. Servet Öztürk
Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 22-01-2009
Gizli Bir Tehlike: Hipertansiyon
#8 (mesaj-linki)
zegamemati

Kan, taşıyıcı ve denetleyici işlevleri nedeniyle bedenin içinde sürekli olarak dolaşır ve bu yolculuğu esnasında her an mutlaka yapacağı bir görevi vardır. Ancak kanın görevlerini yerine getirebilmesi ve kan dolaşımının sağlanması için basınç gereklidir. Bu kan basıncına ise “tansiyon” adı verilir. Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur. Hem büyük tansiyon hem de küçük tansiyonun normalden yüksek olmasına “hipertansiyon”, diğer adıyla “yüksek tansiyon” denir. Genel olarak, büyük tansiyonun 14 cm Hg ve küçük tansiyonun 9 cm Hg’dan yüksek olması hipertansiyon olarak kabul edilir.

Yüksek Tansiyonun Sebebi Nedir?
Yüksek tansiyonun nedeni hastaların %90-95′inde bilinmemektedir. Hastalığın oluşumunda kalıtım, sigara içilmesi, aşırı alkol tüketimi, obezite (şişmanlık) gibi bazı etkenler saptanmıştır. %5-10 hastada ise hipertansiyon başka bir hastalığa (böbrek, hormonal, vb.) bağlıdır.

Yüksek Tansiyonun Belirtileri Nelerdir?
Yüksek tansiyonun başlıca belirtileri; zaman zaman ense kökünde şiddetli zonklayıcı tarzda baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, yorgunluk, burun kanaması, yol yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, kulak çınlaması, bulanık görme ve bacaklarda şişliktir. Ancak hastaların önemli bir kısmında hiçbir belirti yoktur. Bu hastalarda yüksek tansiyon tanısı, sadece tansiyon ölçümü ile mümkündür. Bu nedenle, özellikle ailesinde yüksek tansiyonlu yakınları olanlar, 40 yaşından yaşlılar, obez (şişman) kişiler, şeker hastaları ve gebelerin daha sık aralıklarla ölçüm yaptırmaları gerekir.

Hipertansiyon Pek Çok Hastalık İçin Bir Risk Faktörüdür
Ülkemizde önemli halk sağlığı sorunlarından biri olan hipertansiyon, pek çok hastalık için önemli bir risk faktörüdür. Hipertansiyon tedavi edilmediğinde; kalp yetmezliği, kalp krizi, damarların daralması, beyin kanaması, felç gibi hayati hastalıklara neden olabilir. Ayrıca yüksek tansiyon,

Kalbin genişlemesine dolayısıyla kalp bozukluklarına,
Özellikle ana kalp damarı (aort), beyin damarları, bacaklar, bağırsaklar ve dalağa giden damarlarda patlamaya hazır küçük şişliklerin (anevrizma) oluşmasına,
Böbreklerdeki damarların hasar görmesine ve böbrek bozukluklarına,
Vücuttaki damarların, özellikle kalp, beyin,böbrek ve bacak damarlarının, daha çabuk sertleşmesine ve bu yüzden kalp krizlerine, felce ve böbrek yetmezliğine,
Göz damarlarında çatlamalara, kanamalara ve buna bağı görme bozukluklarına yol açabilir.

Hipertansiyondan Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?
İnsan, sağlığı için büyük önem taşıyan, vücudundaki kolesterol, lipid gibi bazı değerleri çeşitli tedbirlerle korumazsa önemli hastalıklara yakalanabilir. Kan basıncı seviyesi de dikkat edilmesi gereken bu hassas dengelerden biridir. Unutmamak gerekir ki bizler hiç farkında değilken her an korunan kan basıncı seviyemiz Yüce Rabbimiz’in çok büyük bir rahmetidir. Bu basınç oranını normal seviyede tutmak ise sağlıklı bir ömür geçirebilmek için oldukça önemlidir.
Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun sonuçları öldürücü olabilir. Yüksek tansiyonu önlemede dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:

Düzenli sağlık kontrolleri yaptırın. İdeal kilonuzu öğrenin ve koruyun.
Daha fazla fiziksel aktivitede bulunun. Düzenli spor yapın. Bol bol yürüyün.
Sigara içiyorsanız mutlaka bırakın. Alkolden uzak durun.
Tuz oranı az besinlerle beslenin.
Stresle baş etmeyi bilin, sakin ve tevekküllü olun.
Huzurlu ve mutlu bir ortamda yaşamaya gayret edin.

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 15-12-2009
Yüksek tansiyon (Hipertansiyon)
#9 (mesaj-linki)
great_kid

Yüksek tansiyon (hipertansiyon) terimi atardamarlardaki büyük kan basıncının 150 mmHg (mm cıva basıncı), küçük kan basıncının ise 90 mmHg’ye eşit ya da daha yüksek olduğu durumlarda kullanılır. Tansiyonu uzun sürelerle bu değerlerin üstüne çıkan bireylerde beyin, böbrek, kalp ve damar hastalıklarının daha çok görüldüğü ve genellikle tansiyonu normal olanlara oranla yaşam süresinin daha kısa olduğu kanıtlanmıştır.
Hipertiroidizm, aort kapak yetmezliği ve atar-toplar damar bağlantılarında büyük tansiyon yüksek olmasına karşın ilaç tedavisi gerekmez. Bu durumlarda asıl hastalık tedavi edilmelidir
Yüksek tansiyon günümüzde hâlâ beyin damarlarındaki tıkanıklık ve kanamalar açısından başlıca risk faktörüdür. Ayrıca, kolesterol ve sigara alışkanlığının yanı sıra miyokart enfarktüsünün başlıca nedenleri arasında yer alır; kalp ve dolaşım yetmezliği olan kişilerin yüzde 75′inde bu hastalıklara neden olduğu bildirilmiştir. Ayrıca tansiyon yükselmesinin damar duvarında kalınlaşma gibi belirgin değişikliklere yol açarak tıkayıcı damar hastalıkları, anevrizmalar ve böbrek yetmezliği gibi bir dizi doku bozukluklarına neden olduğu kanıtlanmıştır.
Oluşum mekanizması bakımından iki tür yüksek tansiyon vardır: Birincil ya da esansiyel ve ikincil. Birincil yüksek tansiyonun nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, hastalığın oluşumunda kalıtım, ruhsal açıdan çabuk etkilenen heyecanlı kişilik, şişmanlık gibi bazı etkenler saptanmıştır, tkincil yüksek tansiyon aşağıdaki hastalıklardan sonra ortaya çıkabilir: Böbrek dokusu ve böbrek atardamarlarında yerleşen hastalıklar (akut ve kronik böbrek iltihabı, poli-kistik böbrek), böbreküstü bezinin kabuk bölümündeki hastalık nedeniyle kortizon ya da aldesteron hormonlarının fazla salgılanması sonucu görülen Cushing hastalığı ve Crohn hastalığı, böbreküstü bezinin iç kısmının (medul-la) tümörü (feokromositom), aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlığı, kafa içi basıncının artması.
Belirti ve yakınmaların az ya da çok olmasına bakılmaksızın tüm yüksek tansiyonluları tedavi etmek gerekip gerekmediği tartışması şu çözüme bağlanmıştır: Küçük kan basıncı 90 mmHg’nin (mm cıva basmcı) üstünde olan tüm hastaların tansiyonu 85 mmHg düzeyinde tutulacak biçimde tedavi uygulanmalıdır.
İkincil yüksek tansiyonda tedavi öncelikle temelde yatan hastalığın tedavisine yöneliktir; birincil yüksek tansiyonda basıncın kontrol altına alınmasıyla ve basıncm normale inmesiyle sorun çözülemezse komplikasyonlann tedavi edilmesi gerekir. Birincil yüksek tansiyonun tedavisinde genel önlemlerin yanı sıra ilaç tedavisi uygulanır.

Yüksek Tansiyon Tedavisi ne kadar sürer?
Tansiyonun düşürülmesi gereken en düşük nokta tartışılmaktadır. Son çalışmalar tansiyonun 85 mmHg’den daha aşağı düşürüldüğünde miyokart enfarktüsü nedeniyle ölüm tehlikesinin arttığını belirtmektedir.

Kaynak: Hipertansiyon (Yüksek Kan Basıncı)

Sponsorlu Bağlantılar

Hakkında User

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top