Pazartesi , Eylül 1 2014
Son Haberler
Anasayfa / Soru Cevap / Mantığın uygulama alanları veya kullanım alanları nelerdir?

Mantığın uygulama alanları veya kullanım alanları nelerdir?

Sponsorlu Bağlantılar

Mantığın uygulama alanları veya kullanım alanları nelerdir?

Mantığın uygulamaları alanları arasından bilgisayar adı verilen otomatik makineler de bulunur. Modern bize gündelik yaşamımızda bile yararlar sağlıyor; daha sağlam akıl yürütmeler yapmamız, başkalarının düşünme zincirlerini daha başarılı izleyip eleştirebilmemiz için gerekli bilgileri veriyor.

1. MANTIK İLKELERİ
Mantıksal düşünme, mantık ilkeleri denen ilkelere uygun düşünme biçimidir. Mantık ilkeleri bu anlamın paralelinde aklın ilkeleri olarak da alınır. Aristoteles de mantık ilkeleri üç tanedir. Bunlar; özdeşlik ilkesi, çelişmezlik ilkesi ve üçüncü halin olmazlığı ilkeleri dir. Bu üç ilkeye Leibniz eklediği bir dördüncü ilke daha vardır; yeter-sebep ilkesi.
Özdeşlik ilkesi: Bir şeyin kendisi olmasıdır. Düşüncenin kendi kendisi ile uygunluğunun şartıdır. Bir şey ne ise odur. Bir şeyi kendisine dayanarak ifade ettiğimizde bağlı kaldığımız ilke özdeşlik ilkesidir. Biz biliriz ki o şey kendisine özdeş olmak zorundadır. Bu ilkesi “ A , A’dır” diye sembolize edilmektedir. Bir akıl yürütmedeki önermelerde özdeş olmalıdır. bir akıl yürütmede önermelerin özdeş olması; aynı doğruluk değerini taşımaları anlamına gelmektedir. Yani bir terime verilen doğruluk değeri veya anlam, akıl yürütme oyunca özdeş olmak zorundadır.
Çelişmezlik ilkesi: Bir şeyin aynı zamanda kendisinden başka bir şey olmayacağını ifade eder. Bir terimi “A” olarak gösterdiğimizde, “A” dışındaki bir terim “A olmayan” olur. Bu ilke bu sebepten “A, A olmayan değildir.” biçiminde ifade edilir. “İnsan, İnsan olmayan değildir.” Bu ilke terimin kendisi ile çelişik olamayacağı anlamına gelir. Aynı önerme aynı anda hem doğru hem de yanlış olamayacağı anlamına gelir. Buda demektir ki bir önermenin yalnız bir doğruluk değeri olmak zorundadır. ~(A Λ ~A)
Üçüncü halin imkansızlığı ilkesi: Bir şey ya “A” olacaktır yada “A olmayan” olacaktır, başka bir olanaklılık yoktur. Bir şeye “A” dediğinizde zorunlu olarak “A olmayan” ları da belirlemiş olursunuz. Bunun içinde bir düşünce evreni oluşturmuş olursunuz. Bu düşünce evreninin dışında başka bir halde mümkün değildir.

Bu üç ilkeye bakıldığında bu üç ilke önermenin doğruluk ve yanlışlık değeri dışında başka bir olanağının olmadığını vurgular. Başka bir deyişle doğru ve yanlış dışında başka bir hal yoktur. Bu şekilde düşünen ve bu şekilde düşünme biçimini temele alan mantığa iki değerli mantık diyoruz. ( Modern mantık denen çok değerli mantık, iki değerli mantığın ilkeleri olan çelişmezlik ve üçüncü hali olmazlığı ilkelerine zıttır. Ama Aristoteles’in de belirttiği gibi bazı önermelerin doğruluk değeri belli değildir. Mesela gelecekle ilgili önermelerin, “Yarın yağmur yağacak”, bir doğruluk değeri olmaz. , ve –belirsiz anlamında çoklu değerler vardır. Ayrıca doğru ve yanlış yanında “doğruya yakın” ve “yanlışa yakın” seçenekleri ile birlikte dört değerli mantık da vardır.

Yeter-sebep ilkesi: Yeter-sebep olmadıkça hiçbir şeyin varolmayacağı ilkesidir. “Her şey varoluş sebebine sahiptir.” Bir çok filozof için bu ilke mantık ilkesi olamaz ve daha çok bir varlık ilkesi olabilir derler. Hiçbir şey kendiliğinden “var” veya “var olmuş” değildir. Mantıkçı açısından “sebep”, bir akıl yürütme içerisinde, bir önermenin doğruluğunu sağlayan başka bir önermedir. “Bütün insanlar canlıdır.” Önermesi, “Ali ölümlüdür.” Önermesinin gerekçesi, yani sebebidir. Bu sebepten de yeter-sebep ilkesi olmaksızın da mantıksal düşünmek mümkün olmaktadır.

Sponsorlu Bağlantılar

Hakkında Serkan

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top