Ahiret günü bize ne kazandırır?

Ahiret günü bize ne kazandırır?
Ahiret günü ve ölüm
Ölüm denen gerçek her gün yaklaşıyor. Her geçen gün, yaşlı olsun, genç olsun bütün insanların ömür takviminden bir yaprak daha düşüyor ve herkes kaçınılmaz biçimde hayatının sonuna doğru yol alıyor. Bunu, her gün yaşadığımız sayısız örneği ile görüp duruyoruz. Her canlının, her insanın hayatı son bulacak. Ancak ömrü sınırlı olan yalnız insan değil. İnsanı omuzlarında taşıyan dünya; onun içinde yer aldığı sistem ve bütün kainatın da tıpkı canlılar gibi belli bir ömrü var.

Bir gün gelecek kainatın da ömrü tükenecek ve her şey yerle bir olacak, düzen bozulacaktır. Bu yeryüzünün ve bütün kainatın “ömrünün” sonu olacaktır. Kainatın bu müthiş olayı yaşayacağı güne “Kıyamet Günü” diyoruz.
Ancak insanın ölümü, kainat düzeninin bozulması ile kıyametin kopması her şeyin sonu değildir. Aksine kıyametin ardından, bozulan düzen yeniden kurulacak, ölen herkes tekrar diriltilecek, ikinci ve sonsuz bir hayat başlayacaktır. Yüce Allah’ın kudreti ile gerçekleşecek olan bu ikinci hayata ahiret hayatı diyoruz. Bütün semavi dinlerin inanç esasları içinde, ahiret hayatına iman esası vardır.
Ahiret gününe iman, Allah’a iman esasından ayrı düşünülemez. Çünkü Allah’a iman etmek, O’nun bildirdiği hakikatlere de iman etmeyi gerektirir. İnandığımız Allah, bize ahiret gününün varlığını, orada müminlerin ulaşacağı nimetleri, kafirlerin göreceği azabı haber vermiştir. Bu sebeple ahiret gününe inanmamız da kaçınılmaz olur.
Her şeyi merak eden insan, kendi akibetini doğrudan ilgilendiren kıyametin ne zaman kopacağını da elbette merak edecektir. Fakat hikmeti gereği, Allah Teala kıyametin kopacağı zamanın bilgisini kendisine saklamış, yani onu gayb bilgileri arasına koymuştur.
İnsan hayatı ile dünyanın varlığı ancak, sonunda bütün yapılanların sorgulanacağı bir ahiret hayatının olmasıyla bir anlam kazanır. Aksi takdirde hayatın ve dünyanın hiçbir anlamı olmadan inananın hayatına tam bir ümitsizlik hali hakim olur. Ahirete iman, insana sonsuzluğun yolunu açarken, ölümün de bir son olmadığını bildirmektedir. Ahirete inanan bir insan için mezarlıklar; yokluğa açılan birer kapı değil, gerçek hayata, ebedi yaşayışa giden yolun başlangıcıdır. Bu dünyada yapılacak her türlü işin hesabının verilecek olması, insana dünya hayatını çok iyi değerlendirme eğilimini kazandırır.
Bütün semavi dinlerin temel ilkeleri arasında, öldükten sonra dirilme ve ebedi yaşayışa giden yolun başlangıcıdır. Bu dünyada yapılacak her türlü işin hesabının verilecek olması, insana dünya hayatını çok iyi değerlendirme eğilimini kazandırır.
Bütün semavi dinlerin temel ilkeleri arasında, öldükten sonra dirilme ebedi olan ikinci bir hayatın varlığı inancı yer almaktır. Bu dünya hayatı geçicidir. İnsanları imtihan için yaratılmıştır.
Ahiret inancı, insanı boşluktan ve ümitsizlikten kurtarır, ilahi adaletin gerçekleşecek olması, azmi ve gayreti arttırır.
Ölüm bir yok oluş değil, asil ve sonsuz hayatın başlangıcıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu