Annapolis Antlaşması hakkında bilgi verir misiniz?

Annapolis Antlaşması hakkında bilgi verir misiniz?
İyibilgi”de detaylarını bugün okuduğunuz üzere Başkent Washington”a yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Annapolis”te bir “Filistin-İsrail” barış denemesi yapılacak.
Kimse buradan daha önce hem de olgun şartlar ve olgun oyuncularla bir araya gelme şansını bulamamış, barışı elinin tersiyle itmiş iki kesimin “sabit bir noktaya” ulaşmasını beklemiyor.
Esasen olması da hayal. Ancak başarısızlık olarak gösterilmeyecek denli bir uzlaşı Annapolis”ten dünyaya deklare edilecek. Onun nedeni de hayal kırıklığını örtmek değil. Biraz sonra söyleyeceğiz, farklı bir nedeni var.


Ama önce hiç detayına girmeden, Annapolis”te neden İsrail-Filistin barışı olmaz onu aktaralım. İki kesim arasında dünyanın ağzını açık bırakan bir uzlaşının çıkması için şu kısa maddeler üzerinde el sıkışılması gerekiyor.
“İsrail”in 1967 sınırlarının gerisine çekilmesi, İsrail”in boşaltacağı 1967″de işgal ettiği Filistin topraklarında -Batı Şeria ve Gazze- bir “bağımsız Filistin devleti”nin kurulması,
Kurulacak “bağımsız Filistin devleti”nin başkentinin Doğu Kudüs olarak belirlenmesi, ki, bu durumda İsrail”in 1980″de ilhak ettiği Doğu Kudüs”ten ve Kudüs”ün İsrail”in “birleşik, ebedi başkenti” olduğu savından vazgeçmesi.”
Sadece bu maddeler bile final bir uzlaşının neden olmayacağını belli ediyor. Ediyor etmesine ama daha Annapolis görüşmeleri başlamadan, iki kesim, içine herşeyin yazılabileceği sonuç bildirgesi üzerinde dahi anlaşamamıştı.
Yani umutları çok kırıp sürprizleri görmezden gelmeyelim ama Annapolis”ten nihai bir barışın çıkması, sürpriz yumurtadan canlı civciv çıkması kadar zor.
O zaman niye toplandınız?
Bu sorunun yanıtı toplantıya katılanların kimliğinde yatıyor. Suudi Arabistan”ın ve “Sünni Arap dünyası”nın kurumsal temsilcisi “Arap Birliği”nin-ilk defa-bu türden toplantıya katılacak olması manidar.
Keza Suriye”ye “gel bak, Golan Tepeleri”ni de konuşacağız” denerek Annapolis”e katılımının sağlanması, ve tabi Sünni dünyanın önde gelen ülkelerinin burada bulunması bir o kadar manidar.
Peki de mâna ne? Çok derin şüphe ve düşüncelere ihtiyaç yok. Bu mimari İran”a karşı “bölgesel bir sutre” yaratma hesabından kaynaklanıyor. Yoksa Suudi Arabistan`la İsrail”i aynı masa çevresinde buluşturmak hayli imkânsız.
Washington, Filistin-İsrail anlaşmazlığı da dahil, Ortadoğu”daki tüm barış süreçlerinin engeli olarak İran”ı görüyor. Zaten İsrail”i saymaya gerek yok. Tel Aviv açısından Tahran demek, var olmak veya olmamak demek.
İki ülkenin “aşkı” çok malum. Petrolün ve Sunni Araplığın önde geleni Suudi arabistan”ın İran”a hissiyatı da farklı değil. Bir çok bilgili kaynağa göre iki ülkenin arasındaki duygusal iletişim “tahminlerin ötesinde”!
Elbette Annapolis”in tüm katılımcılarını bu yelpazenin içine konumlandırmak mümkün değil. Ancak Annapolis”in ABD açısından anlamı bu. Doğal olarak toplantının herhangi bir başarı göstermesi gerekiyor.
İlla İsrail-Filistin barışı duşurulmak zorunda değil Ama sonuç belgesi toplantının başarılı olduğunu “muhakkak” söyleyecek.
Peki toplantının bir başka önemli katılımcısı Ankara”nın durumu ne. İsrail-Filistin uzlaşma arayışları ne zaman olsa Ortadoğu”da sancılı bir sürecin başlaması sürpriz sayılmıyor.
Türkiye ise son aylarda önemli bir uluslar arası aktör olarak ve yine özellikle Cumhurbaşkanı Gül eliyle ortaya çıkıyor. Bu görevlerden bazılarının Annapolis sonrası zamanda Ankara”ya düşeceği belli.
Bunların hallinde nasıl bir katkı sağlanacak sorusu merak edilmeli. Zira kimi uzmanlara göre, Türkiye”nin bu misyonlardaki işlevi kendi istikrarını da etkiliyecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu