Ülkemizde üretilen buğday ve un çeşitleri nelerdir?

Ülkemizde üretilen buğday ve un çeşitleri nelerdir?
Buğday nedir, hangi toprakta, nasıl yetiştirilir?
Köy Hizmetleri Atatürk Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, çiftçimizin bilinçli üretim yapabilmesi adına kolları sıvadı. Çiftçiliğin ve ürünlerin verimini arttırmak açısından Ziraat Yük. Mühendisleri M. Ali GÜRBÜZ ve Dr. Erol ÖZKAN tarafından hazırlanan bu bilinçlendirici yazı dizisini, biz de her Cumartesi günü siz sayın okurlarımızla paylaşacağız. Çiftçilerimizin, üretim kalitesini arttıracağına inandığımız yazı dizisini eksiksiz olarak takip edin ve olumlu sonuçların ortaya çıkacağını gözlemleyin.

TRAKYA’DA BUğDAY TARIMI
I) BUğDAYIN ÖNEMİ
ınsan beslenmesindeki temel besinlerin ham maddesi olması açısından, Dünya’ da ve Türkiye’de buğday tarımı diğer tarımsal ürünlere oranla önemlilik arz etmektedir. Özellikle ülkemizde buğday ve buğdaydan yapılan gıda maddeleri tüketiminin birinci sırayı alması nedeniyle bu önemlilik daha da artmaktadır.
Ülkemizde, toplam 93 400 000 dekar arazide yılda yaklaşık 18 650 000 ton buğday üretilmekte olup, dekardan alınan ortalama verim 202 kg kadardır. Buna karşılık Trakya bölgesinde (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illeri) ise, 5 353 310 dekar arazide yılda yaklaşık 1 668 025 ton buğday üretilmekte olup, dekardan alınan ortalama verim 312 kg kadardır. Son yıllarda bölgemizde yüksek verimli çeşitlerin üretiminin yaygınlaşması ve yeni teknolojilerin uygulanması sonucunda, dekara verim bu miktarın oldukça üstündedir. Normal koşullarda, Trakya bölgesi ortalaması olarak potansiyel verimin dekara 400 kilogram düzeyinde olduğu her kesimce bilinen bir husustur.
Yukarıda açıklanan verilerden de anlaşıldığı üzere; ülkemizin buğday üretiminin yaklaşık yüzde 9’luk kısmı bölgemizden karşılanmakta olup, potansiyel olarak verim de ülke ortalamasının oldukça üstündedir.
Ancak şu bilinmelidir ki, bu değerler dünyada belli başlı buğday üreten ülkelerin çok gerisindedir. O düzeye ulaşmanın; tohumluk seçiminden, hasata kadar uzanan tarımsal işlemlerin her birinin ayrı bir titizlik ve çabayla uygulanması sonucu mümkün olabileceği unutulmamalıdır.
Buğday, çoğu çiftçimizin de geleneksel olarak ürettiği ve Trakya kurak koşullarında diğer alternatif ürünlere oranla daha fazla getirisi olan bir ürün olduğu için tercih ettiği bir üründür. Ancak son yıllarda Trakya’da gerek ekilen buğday çeşitlerinden ve gerekse buğday tarımından kaynaklanan diğer sorunlardan kalite düşüklüğünden dolayı yöredeki un fabrikaları Türkiye’nin diğer yörelerinden (Adana, Konya) veya yurtdışından (Kazakistan, Rusya, Ukrayna, Romanya, Avustralya) gibi ülkelerden önemli miktarda buğday ithal etmektedirler. Bu durum Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’nin de piyasadan çekilmeye başlamasıyla beraber Trakya’da üretilen buğdayların fiyatlarının da düşmesine neden olmaktadır. Böyle bir durum elbette ki üreticinin gelirinin de düşmesine yol açmaktadır. Çiftçinin buğday tarımından elde ettiği gelirinin azalmaması için bireysel olarak yapabileceği üç uygulama olduğunu düşünüyoruz. Bunlar;
1.Üretimde kullandığı girdilerin maliyetinin azaltılması; Bunun için yapılabilecek işlerin başında toprak analizi yaptırarak gerektiği kadar gübre kullanımı, çiftçilerimizin işledikleri tarla büyüklüğüne uygun güç ve sayıda traktör ve diğer makine kullanımlarını sağlamaları gerekir. ıhtiyaçtan fazlasının ekonomik bir yük olacağı unutulmamalıdır.
2.Buğday verimin artırılması ; Bunun için verimi yüksek ve sertifikalı tohumluk kullanımı, tarımsal işlemlerin, ekim, gübreleme, yabancı ot ilaçlaması gibi işlemlerin zamanında yapılması, sulama olanağı bulunan yerlerde sulama işlemi için arazinin önceden hazırlanması ve sulamanın yapılması ve hasat makinelerinden hasat işlemi sırasında kayıpların azaltılması gerekmektedir.

3.Buğday kalitesinin artırılması; Buğday kalitesinin iyileştirilmesi için yapılacak ilk iş, yöredeki un fabrikalarınca da kaliteli buğdaylar sınıfında kabul edilen Golya, Pehlivan, Flamura-85, Gelibolu, Tekirdağ gibi buğday tohum çeşitlerinden bulunduğumuz yerde en yüksek verimi veren bir çeşidin sertifikalı tohumluğunu ekmektir. Ekilen bu buğdayın gübreleme ve yabancı ot ilaçlaması zaten iyi bir şekilde yapılmak durumundadır. Bunlara ilave olarak ilkbaharda başaklanma başlangıcında tarlalar kontrol edilerek kök boğazı ve pas hastalıkları varsa bunlara karşı ilaçlama ve sarı olum döneminde süne zararlısı varsa, bunlara karşı ilaçlı mücadelenin yapılması gerekmektedir. Gübreleme konusunda, bitkinin başaklanma döneminde toprakta yeterli rutubet olursa dekara 10-15 kg arasında amonyum nitrat (%33’lük) uygulaması buğday kalitesini ve hektolitre ağırlığını artırmaktadır. Şunu unutmamak gerekir, bitkinin iyi bir verim verebilmesi ve alınan ürünün de kaliteli olabilmesi için kökten başağa kadar tamamının sağlıklı olması gerekmektedir.

II) BUğDAY YETışTıRıCıLığı
1-BUğDAY TARIMINDA UYGUN ÇEşıT VE TOHUMLUK SEÇıMı
Buğday tarımında bölgenin iklim ve toprak koşullarına uygun çeşit ve tohumluğun seçilmesi, verimi yüzde 20 – 25 oranında artırmaktadır.
Buğday bitkisinde tohumluğun kısa zamanda bozulmamasına karşın en geç her beş yılda bir yenilenmesi gerekir. Çiftçiler gerek devlet kuruluşlarından, gerekse özel sektör ve kooperatiflerden sağladıkları sertifikalı buğday tohumluğunu ekerek, dört yıl süreyle kendi ürünlerinden tohumluklarını ayırabilirler. Bu amaçla tarlanın en iyi ve uygun yerinin işaretlenip buradan gerektiği kadar tohumluğun alınması gerekir. Bu durumda tohumluk temizlenerek, özellikle sürme hastalığına karşı kesinlikle ilâçlanmalıdır.
Ülkemizde ekmeklik ve makarnalık olmak üzere, önerilen bir takım buğday çeşitleri bulunmaktadır. Ancak bunlar arasında Trakya bölgesi iklim ve toprak koşullarına uyum sağlama yönünden, ekmeklik çeşit olarak Pehlivan, Flamura-85, Gelibolu, Tekirdağ, Golia ve Katea-1 tercih edilmelidir.

2- BUğDAY TARIMINDA TOPRAK VE TARLA HAZIRLIğI
Kaliteli ve bol ürün alınabilmesi için toprak işleme ve tarla hazırlığı önem taşır. Ayrıca atılan tohumluğun sağlıklı bir şekilde çimlenip büyüyerek gelişmesi için tohum yatağının da en uygun şekilde hazırlanması gerekir. Toprak işleme ile aynı zamanda yabancı otlarla da mücadele edilmiş olur. Toprak işlenirken sürüm ve ikinci toprak işlemeler ile ekim işleminin toprakta suyun tutularak verimin artması ve erozyon sonucu oluşacak toprak kaybının azaltılması için tarlanın eğimine dik olarak yapılmasına özen gösterilmelidir.
Trakya bölgesinde, normal münavebe koşullarında, buğdaydan önce tarlada bir ön bitki bulunduğundan, ilkbahar toprak işlemesi söz konusu olamaz. Bu durumda ön bitkinin (genellikle ayçiçeği) hasatından sonra tarla, ayçiçeği veya diğer ön bitkinin sapları sap parçalayıcı veya gobledisklerle iyice parçalanmalı ve ekim öncesi çizel, yaylı tırmık, dişli tırmık vb. aletlerle tarla ekime hazır hale getirilmelidir. Yanlış münavebe veya tarlanın tavının kaçırılması ya da toprağın yapısından kaynaklanan nedenlerle çizel (yedili) vb. aletlerin kullanılması mümkün olamıyorsa, ilk toprak işleme iki veya üç gövdeli pullukla derin sürüm şeklinde yapılabilir. Ancak özellikle ayçiçeği vb. bitkilerden sonra yapılan buğday ekiminde mümkün olduğunca derin sürümden kaçınılmasında toprak yapısının bozulmaması ve verimliliğinin korunması açısından yarar bulunmaktadır.

3- BUğDAY TARIMINDA EKıM
Ekim zamanı :
Bölgemizde buğday ekimi güzden ve kışlık olarak yapılır. Zaten yüksek bir verim alabilmek için, buğdayın kışlık ekilmesi gerekir. Ekimin geç yapılması; çimlenme ve çıkışı geciktirerek ürün miktarının ve kalitesinin düşmesine yol açar. Buna karşılık ekimin çok erken yapılması halinde bitkiler erken sapa kalkma belirtisi gösterebilirler. Bu gibi bitkilerde ileride olabilecek soğuklardan zararlanma, verim düşüklüğüne yol açabilir. Bu nedenlerden dolayı, buğdayın ekim zamanının iyi ayarlanması gerekir.
Bölgemizde buğday ekimi için en uygun zaman, ekim ayının ikinci yarısından itibaren kasım ayı ortasına kadar olan bir aylık dönemdir. Ön bitkinin tarlayı boşaltma ve tarladaki nem ve tav durumuna göre, ekim bu dönem içerisinde yapılmalıdır.

Ekim Derinliği ve Ekim şekli:
Bölgemizde ekim döneminde çimlenme için, toprak nemi yeterli olduğu zamanda ekilmeli ve alatava dikkat edilmelidir, ekim için yeterli nem yoksa ekim biraz daha geciktirilebilir. Fazla derin ekim, tohumun havasız kalmasına, çimlenme ve çıkışın gecikmesine yol açar. Bu nedenle tohumun 4 – 5 cm. toprak derinliğine ekilmesi en uygundur.
Bölgemiz koşullarında en uygun mibzer tipi, tohumla birlikte gübreyide verebilen kombine mibzer tipidir. Buğday ekiminde sıralar arası, kullanılan mibzerin özelliğine göre 15-20 cm. arasında değişebilir.
Ekimde Kullanılacak Tohumluk Miktarı :
Ekimde dekara atılacak tohum miktarı saptanırken buğday çeşidinin dane ağırlığı göz önünde bulundurulmalıdır. Ekmeklik buğday çeşitlerinin dane ağırlığı daha düşük, makarnalık buğday çeşitlerinin dane ağırlığı ise daha yüksektir. Bu nedenle, bölgemizde ekimi yaygın olan Pehlivan 16-18, Flamura-85 20-22, Tekirdağ, Gelibolu ve Katea-1 ise 18-20 kilogram tohum atılması yeterlidir. Bu miktarların üstüne çıkılarak, gereğinden fazla tohum kullanılmasının hiç bir yarar sağlamayacağı bilinmelidir.

4. BUğDAY TARIMINDA GÜBRELEME
Uygun bir gübreleme, verimi önemli ölçüde artırmaktadır. Ancak beklenen yararın sağlanabilmesi için, verilecek gübrenin çeşit, zaman ve miktarının iyi ayarlanması gerekir. Bu amaçla ayçiçeği veya diğer ön bitkilerin hasadı yapılır yapılmaz tarlalardan yöntemine uygun şekilde 0-20 cm�den toprak örnekleri alınıp toprak analizi ve gübreleme önerisi için enstitümüzdeki veya yakınınızdaki diğer laboratuarlara götürülmelidir.
Laboratuarlarda, toprak analizi yaptırdığımız tarlalarımıza önerilen farklı çeşit ve miktardaki gübreleri aldıktan sonra ekim ve diğer gübreleme zamanlarındaki işlemleri analiz sonuçlarına uygun olarak yapmalıyız. Bunun en başta çiftçimizin yararına olduğu unutulmamalıdır.
Genellikle yöremizde buğday ekimiyle birlikte kompoze gübreler (Diamonyum Fosfat (18:46), 20:20:0, 15:15:15) kullanılmaktadır. Bu gübreler ekim anında, tohum ve gübreyi aynı anda veren kombine mibzerlerle verilmelidir. Eğer bu yapılamıyorsa, ekim öncesi tarlaya serpilip, diskaro ile toprağa karıştırılmalıdır. Ancak bu gübrelerin uzun yıllardan beri kullanılması nedeniyle topraklarımızda özellikle fosfor birikmesi olabilmektedir. Bu durum ancak toprak analizi yapıldığı zaman tespit edilebilmekte ve gerekli öneriler yapılmaktadır. Ekim gübrelemesinde çiftçilerimizin dikkat etmesi gereken önemli bir husus da şudur. Toprak analizi sonucu, ekimle birlikte üre ve amonyum sülfat gübrelerinden uygulanması önerildiyse, bu gübreler mutlaka ekim öncesi toprağa serpilerek karıştırılmalıdır. Bu gübrelerin ekimle birlikte banda verilmesinden kaçınmak gerekir. Çünkü üre ve amonyum sülfatın toprakta erimesi sonucu ortaya çıkan amonyak, buğdayın çimlenmesini ve ilk dönemdeki gelişmesini olumsuz etkilemektedir.
Ekimden sonra, kardeşlenme döneminde (şubat, Mart aylarında) üre ve amonyum nitrat gibi azotlu gübreler kullanılmaktadır. Bu dönemde bu gübreler serpme verileceğinden toprakta kısa sürede eriyebilmesi için toprağın nemli olmasına özen gösterilmelidir. Güneşli ve ılıman rüzgar esen (hava sıcaklığının 15 derecenin üzerine çıktığı günlerde) buharlaşma yoluyla azot kayıpları olacağından, özellikle üre gübresi ile gübreleme yapmaktan kaçınılmalıdır. Sapa kalkma döneminde ise amonyum nitrat kullanılabilir.
Hangi gübrelerden ne zaman, ne kadar verileceğini öğrenmek için Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Laboratuarlarında toprağınızı analiz ettirebilirsiniz. Toprak analizi yaptıramadığınız durumlarda, aşağıda verilen altı değişik gübreleme önerisinden birisini uygulayabilirsiniz.

5- BUğDAY TARIMINDA DığER BAKIM ışLERı
Yabancı Ot Kontrolü :
Buğday tarımında yabancı otlardan korunmak için; ekimde temiz tohumluk kullanmak, toprak işlemeyi zamanında ve uygun şekilde yapmak gerekir. Bunların dışında tohumla üreyen otların tohumlarını dökmeden öldürülmesi gelir ki, bu da genellikle tarımsal ilâçlarla yapılmalıdır.
ılâçlamadan beklenen yararı sağlayabilmek için, en uygun ilâçlama zamanını seçmek gerekir. Kullanılacak olan yabancı ot ilacı eğer aminli ilaçlar olarak belirtilen ve dekara 150-170 cc civarında kullanılan ilaçlar grubundan ise; buğday bitkisinin kardeşlenme dönemi sonu ya da sapa kalkma dönemi başlangıcı en uygun ilaçlama zamanıdır. Eğer bu ilaç grubunun dışındaki gramlık olarak tanımlanan ilaçlardan kullanılacaksa, buğdayın ekiminden itibaren şubat ayına kadar ilaçlama yapılabilir. ılaçlama yapılacağı zaman havanın rüzgarlı olmaması ve hava sıcaklığının asgari 12-13 derece dolayında olması dikkate alınması gereken bir diğer husustur. Ancak unutulmamalıdır ki, yapılması gereken en doğru iş, tarlada yabancı otlar görülmeye başladığında, hemen en yakın Tarım ıl veya ılçe Müdürlüklerindeki Bitki Koruma birimlerine danışıp bilgi almaktır.
Sulama :
Bölgemiz koşullarında buğday, yağış miktarının normal ve yağış rejiminin düzenli olduğu yıllarda ve özellikle killi topraklarda sulamaya mutlak surette gereksinme göstermeyebilmektedir. Ancak kurak geçen yıllarda ve özellikle kumlu topraklarda sulama verimi en az % 50 artırmaktadır. Sonbaharda ekim döneminin kurak gittiği yıllarda, toprakta iyi bir tav yaratacak miktarda çim suyu vermek yararlı olmaktadır. ılkbaharın kurak gittiği yıllarda ise, sapa kalkma ve dane doldurma sırasında verilecek suyun önemli ölçüde verim artışı sağladığı, enstitümüzde yapılan araştırmalarla da kanıtlanmıştır.

6- BUğDAY TARIMINDA EKıM NÖBETİ
Bölgemizde iklim ve toprak koşulları gereği nadas sistemine gerek olmadığına göre, buğdayın çapa bitkileri ve baklagillerle ekim nöbetine sokularak, aynı tarlaya en yakın iki ya da üç yılda bir ekilmesi uygundur.
Özellikle sulanan alanlarda yetiştirilen ayçiçeği, şeker pancarı, mısır gibi bitkilerin ekim nöbetine mutlaka buğdayın sokularak, topraktaki taban suyunun düşmesine ve çoraklaşmanın önlenmesine katkıda bulunmak en akılcı yoldur.

7- BUğDAY TARIMINDA HASAT VE HARMAN
Ürün kaybını en aza indirebilmek için buğdayın hasat zamanının iyi belirlenmesi gerekir. Hasattaki bir iki günlük gecikme 100 kilogram üründe 2-3 kilogram dane kaybına yol açtığı gibi, erken hasat edilmesi ise, danelerin buruşuk olmasına neden olur. Buğdayda en uygun hasat yani biçim zamanı, bitkide en üst boğumun sarımsı yeşil, başakların ise altın sarısı renk aldığı dönemdir. O yıl ki iklim koşullarına göre değişmekle birlikte; bölgemizde hasata genellikle Haziran ayı sonu ya da Temmuz ayı başında başlanıp, Temmuz ayı içerisinde tamamlanmasının en uygun zaman olduğu belirtilebilir.
Anıza buğday ektiğinde iyi olursa sakın çocuğuna söyleme. (Trakya çiftçi sözü)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu